Bir su gibi akıp gitti zamanın pınarı,
Ardında bıraktı rengi solmuş çınarı.
Yıllar vurdu sîneme o amansız şamarı,
Rüzgâr gibi esip geçti, neydi benim gençliğim?
Niyet Hayır Akıbet Hayır
Kalbi temiz tut ki yolun açılsın,
Karanlık gecene nurlar saçılsın,
Kötülük, fesatlık senden kaçsın,
Hak kapısı açık, sığın o yâra,
Uyuduğun o oda hâlâ sessiz anne
Yastığında kokun durur eksilmez
Kapı çalsa “geldi” derim sevinçle
Gelmediğin her gece yürek sızlar
Küçücüktün, elimi bırakmazdın
Gözünü açarsın bir rüya gibi,
Gelip de geçiyor dünya fani.
Aldatmasın seni malı, mülkü,
Ömrü Hak yolunda harcamak lazım.
Geçti isyan ile ömrüm,
Ağlar şimdi dertli gönlüm.
Gençlik uçtu bir kuş gibi,
Kapımdadır baki ölüm!
Gaflet ile günler doldu,
Dün geride kaldı, yarın bir rüya,
İki an arası kurulmuş dünya.
Kendi hayatını yaşa ey geda,
Geçmişle gelecek arasında can,
Bir ömür çiçeği soluyor her an.
Her şeyden önceden gelir bu mukaddes yurt,
Ona göz dikene feryattır, hüsrandır kurt.
Sînedeki bu sevda sönmez bir ulu od,
Ömür feda edilir, her şeyden önce vatan.
Gök kubbede dalgalanan o şanlı al bayrak,
Bir acip onulmaz derdim var benim,
Aşkın ateşiyle kavrulur tenim.
Dertlere dermanı buldum nihayet,
Elhamdülillah ki lütfetti hazret.
Vardım kapısına ulu nebinin,
Ormanlar ciğerdir nefes canına,
Hayat verir her an dünya şanına.
Kirli havayı emip temizler,
Yeşil yapraklarda kalır bu izler.
Ağaçlar olmasa tıkanır göğüs,
Öyle bir seda ki bu, gökleri inletir,
Uykuda olan gafil gönülleri uyarsın.
Duyunca bu avazı taşlar bile eritir,
Aşkın ateşi ile yürekler boyansın.
Sessizce yankılanır gecenin koynunda,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!