Bir su gibi akıp gitti zamanın pınarı,
Ardında bıraktı rengi solmuş çınarı.
Yıllar vurdu sîneme o amansız şamarı,
Rüzgâr gibi esip geçti, neydi benim gençliğim?
Gözlerimde şimşek çakar, dizlerimde derman var,
Dünya bana dar gelirdi, sanki her yer asuman.
Şimdi bitti o heyecan, çöktü başa bir duman,
Hülya gibi uçup gitti, neydi benim gençliğim?
Dağları aşardım canla, hiç yorulmak bilmezdim,
Gözümden dökülen o yaşları hiç silmezdim.
Fani dünya dertlerine boyun eğmezdim,
Bahar gibi geçip gitti, neydi benim gençliğim?
Gönül meclisinde o gün deli dolu çağlardım,
Gülün gonca yaprağına ümitleri bağlardım.
Bazen güler, bazen gizli köselerde ağlardım,
Bir sel gibi akıp gitti, neydi benim gençliğim?
Yalan dünya hevesiyle koştururdum durmadan,
Zaman kuş olup uçtu, hiç menzile varmadan.
Saçlarıma aklar düştü, ömür bitti sormadan,
Gölge gibi kaçıp gitti, neydi benim gençliğim?
Dervişane vakar geldi, sustu dildeki feryat,
Anladım ki bu gençlikmiş asıl olan büyük tat.
Geriye dönmek imkânsız, kapandı o sanaat,
Kuş misali uçup gitti, neydi benim gençliğim?
Mizan günü yaklaşırken bükülüyor bu boyun,
Gençlik bir rüya imiş, dünya ise bir oyun.
Hak rızası değilse, hüsrandır sonu yolun,
Elden kayıp gidiverdi, neydi benim gençliğim?
Kayıt Tarihi : 18.06.2026 15:08:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!