Kapı kapandığında başlar o büyük yanılgı,
"Kaybettik" deriz, eksildiğimizi sanırız.
Oysa bazen bir vedadır en büyük özgürlük;
Gidenler, aslında kurtulduklarımızdır,
Haberimiz yokken hafiflediğimiz yüklerimiz...
## Dört Mevsim, Bin Asır: Oğlumun Kokusu Nerede?
Tam dört yıl oldu...
Dile kolay, yüreğe pranga, ömre ağır bir ceza.
Ben elli yaşımın eşiğinde, her sabah seni doğurmuşum gibi uyanırken,
Senin yokluğun oda oda, köşe bucak üzerime yıkılıyor.
Bu gece yine tırnaklarımla kazıyorum yalnızlığı,
Özleminin o en uçurum, en dibe vuran sızısındayım.
Gözlerimi kapatsam yüzün düşüyor karanlığa,
Açsam, yokluğun bir bıçak gibi saplanıyor odaya.
Zaman dondu, mekan küçüldü sanki,
Sadece sesin değil mesele, sadece suretin de değil...
Ben senin o sessiz varlığındaki sükûneti özledim.
Hani aynı odada, hiç konuşmadan durduğumuz o anlar vardı ya;
Havadaki o ağır yükün kalktığı,
Zihnimdeki tüm fırtınaların dindiği o mucizevi liman...
İçimde bir yerlerde hâlâ sen varsın,
Koparıp atamadığım,
Yerini kimseyle dolduramadığım bir boşluk gibi.
Bazen unuttum diyorum,
Geçti, gitti, Herşey kendi yolunda...
Gece, içime usulca inen bir sükûnet gibi,
kalbimin en tenha yerine dokunuyor.
Sessizlikte büyüyen bir boşluk var,
adını andıkça derinleşen.
Ellerimi açıyorum,
Geriye dönüp baktığımda koca bir enkaz görüyorum,
Senin gururla izlediğin, benimse içinde can çekiştiğim bir yıkıntı.
Adımlarımı sana uydurmak için kendi yolumdan sapmıştım oysa,
Senin karanlığını aydınlatmak için kendi güneşimi söndürmüştüm.
O beni bitirdi,
Masada iki kadeh, birinin kokusu yarım.
Sen "keşke" diyorsun, upuzun bir cümlenin en kırık yerinde,
Ben bir harfe sığdırıyorum koca bir vedayı:
"Eyvallah."
Gözlerin geçmişin sayfalarını karıştırıyor,
Ben seni çok sevmiştim ey yar,
Öyle bir sevmek ki; her nefesimde ismini hecelemek,
Her sabah güneşten önce senin hayaline uyanmaktı benimki.
Ben seni, kendi karanlığımda kaybolurken
Seni tek ışığım, tek kurtuluşum sanarak sevmiştim.
Güneşin doğuşuna küstüm, batışında seni buldum,Her nefeste ismini içime mühür diye vurdum.Dünya bir yana, senin o bir bakışın bir yana,Ben bu canı, senin uğrunda yollarda yordum. ****************************************************Kınında durmaz bir bıçak gibidir özlemin,Damarlarımda akan o hırçın nehrin adısın.Sana her baktığımda kendimi kaybederim, Sen benim hem şifam, hem de dinmeyen ağrımsın. ****************************************************Kelimeler yetmez: Lisanım tutulur, adın geçince dilimde,İzlerin gitmez: Hayalin bir gölge gibi, her an peşimde.Nabzım sen atar: Bileğimdeki o ince sızıda sadece sen varsın,Kanım sen akar: Damarımda dolaşan her zerrede senin imzan var. ***************************************************Geceyi üzerime yorgan diye serdim de uyuyamadım,Senden başka bir teselliye, Başka bir dala tutunamadım...Gözlerimden akan her damla yaşta senin suretin,Yüreğimdeki her atışta senin o bitmeyen hasretin.Hangi tebessümü giysem, yüzüme eğreti senden başkası,Sanki alnıma kazınmış bu sevdanın en kara yazısı. ****************************************************Seni sevmek; ateşi avuçlamakmış, bilerek yandım,Ben bu aşkın girdabında, her gün yeniden doğdum, yeniden sarsıldım.Kanımın her damlası dolaşır, hep sen diye haykırır,Seni benden koparmaya ne feleğin gücü, ne de ölümün nefesi yeter. ****************************************************Sen benim hem sevdam, hem kavgam, hem de bitmeyen belalımsın,Yüreğimin en kuytu köşesinde, sönmeyecek tek çıramsın.Mezar taşım yazılsa, adının yanına adımı koysunlar,Bizi ayırmaya kalkanlar, bu sevdanın büyüklüğünden korksunlar.Mahşere dek sürer bu fırtına, bu sessiz direniş, ****************************************************Sen benim son nefesim, sen benim en büyük vazgeçişimsin.Varsın dünya dönsün bildiği gibi, benim mihrabım sensin,Varsın tüm ömür geçsin, kalbim hep adını zikretsin.Damarımda akan kan değil, aşkının sessiz çığlığıdır,Sen benim ezelden ebede, dinmeyecek belalımsın...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!