Paranın yüzü sıcaktır;
İki yüzü keskin bıçaktır.
Kimisinin elini,
Kimisinin de cebini yakar.
Yine bir akşam daha oldu
Birazdan Ay çıkacak gökyüzünde
Onun peşi sıra da yıldızlar
Yıldızlar doğacak göğün her yanında
Yüzlercesi hattâ binlercesi binbir parlaklıkta
Hepside sinema salonunda yerlerine oturan
Geceyi aydınlatan mehtapsın her âleme
Kalbine indi Kur'an hep kelime kelime
Aşkın karıştı ey yâr akan sevdâ selime
Rahmetsin gönüllere nur üstüne hep nursun
Şirkin karanlığını boğdun aydınlığınla
Aldım elime gönül
oltamın billurdan sapını
Savurdum onu engin
ve berrak duygu denizlerime
Sabırla bekliyorum
göz kırpan şiir akınlarını ki
Geri ver sen sevgilisini.
İstemez başka birisini.
Dinle dertli gönlün derdini.
Geri ver sevgilisini İstanbul sokakları.
Bayırsız dağ olur mu?
Ah şu İstanbul'un kaldırımları
Yürü yürüyebilirsen
Bir bakmışsın otoban kadar
geniş ve ferah
Oh ne rahat
Bir de bakmışsın ki
Gözyaşlarım yağmur yağarcasına
damla damla düştüğünde mısralarıma,
eğer hissedebiliyorsanız onlardaki
ılık ıslaklığı sanki ellerinizle dokunmuşcasına,
işte o zaman ben kendime şâir diyebilirim
tüm yürekliliğimle haykırarak dünyâya
İlim oku, ilimsiz kalma
At ilim okunu nice muhtaç gönüllere
Kimseyi ilimsiz bırakma
(28 Aralık 2005/ İstanbul)
İmralı'da yatan câni mi câni bir adam
Olması gerekirdi sonu hazin bir idâm
(4 Kasım 2005/ İstanbul)
Aşkın kalbime girdi.
Aklım başımdan gitti.
Dallar çiçekler açtı.
Gönlüm bir seni seçti.
Gel benle inat etme.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!