Taşların Dili Şiiri - Hikmet Metin Çavdar

Hikmet Metin Çavdar
275

ŞİİR


6

TAKİPÇİ

Taşların Dili

Bu akşam konuşuyor susturulmuş kayalar,
Bin yıllık susların pası dökülüyor yamaçlardan.
Rüzgâr,
kırılmış zincirlerini savura savura
vadilere bırakıyor öfkesini.

Ufukta eriyen gün,
kan renginde bir mühür basıyor toprağa.
Işık çekilmiyor yalnızca;
hesabı ertelenmiş bütün yüzler
birer birer beliriyor gölgelerin içinden.

Şu burçlar...
Taş değildir yalnız,
her biri yoksulluğun alnına çakılmış
eski bir çividir.
Duvarlara bakınca tarih görünmez bana;
teri çalınmış insanların
susmaya mahkûm edilmiş sesi görünür.

Akşam inmiyor;
bir direniş gibi yayılıyor ovaya.
Kuşlar bile kanatlarında
yarım bırakılmış türküler taşıyor.
Toprak,
her adımda yeniden soruyor insana:
"Ne zamana dek?"

Gökyüzü kor bir ocak şimdi.
Bakır, kül, mor ve ateş...
Fakat en koyu karanlığın bağrında bile
inatçı bir tomurcuk kaldırıyor başını.
Çünkü umut,
hiçbir zaman efendilerin yazdığı kitaptan çıkmadı;
hep çatlamış taşların arasından yürüdü.

Ey zamanı paslandıran düzen!
Kaç sur örersen ör,
kaç zincir döversen döv,
bir çocuğun gülüşü kadar güçlü değildir hiçbir saltanat.
Çünkü hayat,
eninde sonunda
kendi kapısını kendi omzuyla kırar.

Ve gece...
Yorgun bir annenin avucu gibi
usulca dokunuyor alnımıza.
Ben biliyorum;
taşlar bile sonsuza dek susmaz.
Bir gün,
dağlar ayağa kalkar,
ırmaklar yön değiştirir,
meydanlar insan sesiyle dolar.

İşte o gün,
güneş yalnız doğmaz;
adaletin yüzünü de aydınlatır.
Ve tarih,
zaferi saraylara değil,
ekmeğini paylaşanların,
boyun eğmeyenlerin,
yarını elleriyle kuranların
adına yazar.

Hikmet Metin Çavdar
Kayıt Tarihi : 16.07.2026 00:37:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!