DİLSİZ KUŞLAR
Ve şimdi;
Yeniden düşecek yağmurun gölgesi
Güneşe dalan fırçalar
Ve tuvallerdeki kalp atışı
Ey göğe başkaldıran dal!
Bir serçenin gövdene sığınışını düşün.
Denize bak, gölgeleri nasıl yutuyor
Bir çocuk nasıl tutuyor babasının elinden
Bu yokuş ve eteklerine direnen ayak izleri
O benim dostumdu, arkadaşımdı benim.
Bir adı vardı herkes gibi.
Kaybettiğim her şeyin adı vardı.
Henüz çocuktuk o zamanlar.
Kaç yıl geçti, otuz mu, kırk mı?
Bir çiçek çığlık attı
Ölümün son uyanış ziliyle.
Uçukladı toprağın dudağı
Yarı aç, yarı susuz.
Ve korkusuz bir kavak, iradesiz
Sonsuzluğa gömüldü, isteksizce.
Ah oğul ah! Derlerdi de inanmazdım.
Meğer nafile çabalarla geçmiş ömrüm de anlamamışım.
Meğer ne doğru söylemiş söyleyen.
Bir baba bir bağı bağışlamış da oğluna,
Bir tek salkım üzümü bile alamamış oğlundan.
Şimdi bir uyanışın eşiğinde kayarken,
Ben kılıcı kalemimle yenerim.
Işığımla parlatmayı denerim.
Çocukları canımdan çok severim.
Onlar benim can yoldaşım, güneşim.
Her birinde papatyalar açacak.
Sarmıştı gökleri kara bulutlar.
Güneş doğmaz oldu uludu kurtlar.
Dişi, tırnağıyla sınır tuttular.
Uyanın çocuklar bugün bayramdır.
Ağızlar kilitli bıçak açmıyor.
Yol saçlarını şimdi ey kadın!
Çevir zamanı dişlerinden tekerleklerin
İnim inim inlemekte yavru tay
Figanlar, feryatlar ve gökteki Ay
Mayın tarlasına dönmüş kor yüzünde
Havada mor bulutların dolaştığı
Gecikmekte kararlı bir kış sonu
Duman olup dalgalandı kurgulanmış öyküler.
Buz tutmuş yüzünde eski Tuna’nın
Paten kayıyor şimdi iki siyah karga.
İnci küpeleriyle gülümsüyordu köprü.
Mavi mavi savrulurken halkalar, sanki hilal
Sanki hep gemiyle yolculuk
Ay’ın kopuk yarısı, yıldız düşüşü dalgalar
Gece kendi oluyordu, gündüz başkası.
**********************************************
SUNA HANIM, DOSTLUĞUNDAN HAZ DUYDUĞUM ZARİF, DUYARLI BİR İNSAN. /
KENDİSİNE BAŞARI VE ESENLİK DİLERİM. / n.a./
**********************************************