Işığa boğulmuş donmuş bir şehrin,
Üçgen çatılarını seyrediyorum kuşbakışı.
Zinciri kopmuş ak kollarında bulutların
Üşüyorum, yüreğim izinsiz kaygılarda.
Ayakları suya batık Alplerin, yokuşlar dalga dalga
Şimdi dağılın sisler, şimdi dağılın.
Bakarsınız yolu şaşar ışıkların,
Gezgin düşler gibi düşer mısralarıma.
Bakarsınız, soluğu kesilir hüzünlerimin.
Pervane olur başıboş sokaklara suskunluğum.
Bu sabah,
Bir çocuk düştü bisikletinden.
Umutları suya döndü aniden.
Etrafına bakındı, mahzun mahzun
Bir omuz aradı yaslanacak, yoktu.
Nazlanacaktı tutup kaldırsaydı biri elinden.
Her sabah, aynı yerde aynı saatte
Etekleri düşman dul bir kadın
Gözleri otobüs olur yoğun durakta
Bir kuyruk, bir telaş ki ne telaş!
O hep ön sıradadır hep tek başına.
Şu sıra, hani derler ya.
Yüzüldüğünü hissediyorum derimin.
Başı sonu olmayan
İki dudak arasında sıkışmış bir nehirim.
Yüküm ağır, öyle ağır ki yüküm
Başka ellerde dolaşıyor gözyaşlarım
Ağlayamıyorum.
Her gelişinde, bir başka kanıyor başka yanım.
Bilmem, göze mi geldi Jüpiter’in aşkları?
Taş gibi, toprak gibi, kaya gibiyken sabrım
O gül, soluk bir güldü sayfalarda unutulmuş.
Kuruntuluydu, esip gürlerdi dalında
Dokununca ıslak ellerine Ay ışığı
Sayfaları açıldı çocukluğumuzun
Taşlar soğuktu o günlerde, biz üşürdük.
Bir rüya bitiyor çekilin yoldan,
Açın kapıları dostlarım gelmiş.
Yalnız yıldızlardan uzak diyardan,
Ruhumu taşıyan yaslarım gelmiş.
Deryalar içinde ağlasın dağlar.
Yürüdü bahara çocuk.
Sırtında kamburu, elinde beslenme çantasıyla
Kapısını neşeyle açtı umutların.
Yüzünde dünyanın tüm sevinçleri,
Ve uykusuz gecelerin son sabahı
Ve bir çocuğun ilk adımı, ilk kalp atışı
Bir merdiven salınıyor düşlerimde.
Gökyüzünden yeryüzüne.
Geçmiş mi, gelecek mi bilmiyorum.
Kuşbakışı geziniyorum.
En güzel karanfillerin açtığı,
Adı unutulmuş bahçelerde.
**********************************************
SUNA HANIM, DOSTLUĞUNDAN HAZ DUYDUĞUM ZARİF, DUYARLI BİR İNSAN. /
KENDİSİNE BAŞARI VE ESENLİK DİLERİM. / n.a./
**********************************************