Olurda bir gün
Çıkıp gidersen eğer
Biliyorum;
Giderken beraberinde
Güneşi, havayı,
Gözlerin böyle güzel bakmasaydı,
Bilemezdim aşkın varlığını.
Kirpiklerin saplanmasaydı kalbime,
Dolaşmazdım böyle yaralı
Sen böyle vakur , böyle edalı,
Bakışların ateş, gözlerin belalı…
İlçemize yapılan beş yeni lojman, yalnızca bir taşınma değil, hayatımızda sessiz ama köklü bir değişimin habercisiydi. Toprak kokulu evimizden ayrılıp, betonun soğuk ama düzenli dünyasına adım atmıştık. Bu iki katlı, dört daireli yapılar; dönemin şartlarında modernliğin, bizim içinse yeni bir hayatın simgesiydi.
Aynı çatıyı paylaşan insanlar da farklı dünyaların temsilcileriydi: PTT müdürü, cumhuriyet savcısı, okul müdürü, öğretmenler… Her biri devletin bir köşesinde görevli, ama aslında aynı avluda sıradanlaşan hayatların sahipleriydi.
Lojmanın önünden aşağıya doğru uzanan yol, sanki çocukluğumun sınırlarını çiziyordu. Yolun karşısında meteoroloji binası, onun yanında ise hantal bir ciddiyetle yükselen gümrük müdürlüğü… Ve o binanın önünde, kaderine terk edilmiş bir minibüs.
O minibüs, benim için yalnızca paslanmış bir araç değildi. O, kullanılmayan imkânların, yarım bırakılmış hayallerin simgesiydi. İçine hiç binmeden sayısız yolculuk yaptığım, direksiyonuna hiç dokunmadan dünyaları dolaştığım bir düş aracıydı.
Çocuk aklım almıyordu: Neden böylesine güzel bir araç çürümeye terk edilirdi? Neden ihtiyaç sahiplerine verilmezdi? Aynı soruyu yol kenarına dökülen mazotlar için de sorardım. Ziyan edilen her şey, içimde tarif edemediğim bir adaletsizlik duygusu bırakıyordu. O günlerde fark etmeden hayatın ilk büyük sorusunu soruyordum:
“Fayda için var olan düzen, neden bazen faydasızlığa hizmet eder?”
Hewce nake dirêj bikim,
serê çîrokê jî tu yî,
Binê çîrokê jî...
Gava tu çuyî;
Stêrk yek yek dirijin,
Ji ber esimana.
Gecenin koynunda
Bir mecruh,
Ay cerrah, bulutlar tül,
Sarar yaralarını;
kanadı kırık kuşun...
Dolaştım tek başıma şehrin sokaklarını,
Yarım kalmış bir hikaye
Ve üç parçaya ayrılmış
Bir yürek
Seni ben anladım
Bir tek...
Uyuyorsun şimdi
Aylardan kasım
Benden Uzaklardasın
Üşüyor ellerim
Gözlerini düşünüyorum
Isınıyor yüreğim
Sen hep böyle
Gözlerin diyorum ne gözlermiş
Bir bakışıyla deli eden
Gözler gözler ah o gözlerin
Bir bakışıyla deli eden gözlerin
Dillerin diyorum ne dillermiş
İklim değiştiren
Esintiler var sesinde.
Bir çöl sıcağında
Yüreğimi serinleten sözlerin,
Kıyılarıma vuruyor.
Gün bitti
Aynada gölgen
Fincanda dudak izin
Tarakta saç telin kaldı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!