Gula nizaré Asmin
Delala Dew Kena dıl kahim
Her dem Rexek dılımında tu hebi
Rexekı da welatı şirin
Roj çu awa edi bi ewar
Babayım ben
Bakışları demirden
Yüreği çelikten
Haşin sert görünen
Babayım ben
İşte böyle
HEYBEDEKİ SESSİZLİK
Bahçesaray’a yeni atanan kaymakam, göreve başlamadan önce ilçesini tanımak istiyordu. Ancak bunu makam aracının konforlu koltuğundan, devletin imkânlarıyla değil; halkın yaşadığı gerçeklerin içinden öğrenmek istiyordu.
Van merkeze ulaştığı gün, üzerinde sade bir kıyafet, elinde küçük bir çanta ile kendisini kalabalığın arasına bıraktı. Ne yanında bir koruma vardı ne de onu tanıyan biri… O gün o, sadece Bahçesaray’a giden sıradan bir yolcuydu.
Dolmuş durağına geldiğinde karşılaştığı manzara, daha yolculuk başlamadan ona Bahçesaray’ın nasıl bir yer olduğunu anlatmaya başlamıştı.
Durağın önünde bir dolmuş bekliyordu. Aracın kaportası yılların yorgunluğunu taşıyor, motorundan gelen ses sanki “Ben bu yolları çok gördüm” diyordu. Dolmuşun arkasına ve üst tarafına bağlanmış kazmalar, kürekler, halatlar dikkatini çekti. Kaymakam bir süre onları izledi. “Herhalde yolcuların kazma ve kürekleri” diye düşündü. Ama biraz sonra bunun bambaşka bir hazırlık olduğunu anlayacaktı.
Dolmuşun önünde uzun bir yolcu kuyruğu vardı. Kimi elinde torbasıyla, kimi sırtında yüküyle, kimi de soğuktan ellerini ovuşturarak sırasını bekliyordu. Herkesin gözünde aynı merak vardı: “Acaba bugün seçilecek miyim?” Çünkü burada mesele sadece dolmuşa binmek değildi. Dolmuş şoförü, kalın montunun içinde, yılların verdiği tecrübeyle yolcuları tek tek inceliyordu. Sanki yolcu almıyor da zorlu bir dağ seferine ekip kuruyordu. Önüne geleni baştan aşağı süzüyor… Boyuna bakıyor… Omuzlarına göz gezdiriyor… Yaşını başını hesaplıyor… Bazen de hiç çekinmeden pazularına dokunuyordu. “Sen geç.” diyordu. Seçilenler gururlu bir şekilde dolmuşa biniyor, seçilemeyenler ise hafif bir mahcubiyetle kenara çekiliyordu.
Sen bakma yaşıma, başıma,
Bakma sen dağ gibi duruşuma,
İçimde hiç büyümeyen bir çocuk var...
Bana bir şiir oku
Daha önce hiç
Duyulmamış olsun
İçinde Nisan yağmurları
Saka kuşları
Papatyalar
Ellerim…
Annemin avuçlarının arasında duran ellerim, yarım asrı aşmış bir ömrün bütün yorgunluğunu taşıyordu. Parmaklarımın arasına sinmiş zaman, kırgınlıklar, kayıplar ve sessizce omuzlandığım yıllar; onun dokunuşuyla bir anda çözülüp dağılıyordu. Sanki annemin elleri yalnızca etten ve kemikten değildi de, insanın ruhundaki bütün yaraları bilen kadim bir şefkatten yaratılmıştı. O an, yaşımdan sıyrılıp yeniden çocuk oldum. Yeniden onun dizinin dibine kıvrılan, korkunca eteğine saklanan küçük bir çocuk…
Karşımda duran kadın, doksan sekiz yıllık bir ömrü alnının çizgilerinde taşıyan koca bir çınardı. Yılların rüzgârı dallarını eğmiş, mevsimler yapraklarını soldurmuştu belki ama köklerindeki merhamet hâlâ dimdik ayaktaydı. Yine de bugün içimi paramparça eden bir şey vardı: O güçlü gövdeye ilk kez yabancı bir el değmişti. Soğuk, sert, duygusuz bir baston…
Bugün anneme bir baston aldık...
Annem yerinden doğrulmaya çalışırken dizlerindeki titremeyi gördüm. İşte o an içimde görünmeyen bir yer kırıldı. Çocukluğum boyunca benim gözümde yorulmayı bilmeyen bir kadındı o. Sabahın ilk ışıklarıyla uyanır, evi bir şarkı gibi dolaşırdı. Mutfağın tencerelerinde bereket kaynar, onun sesi duvarlara sıcaklık verirdi. Evin her köşesinde onun telaşı, onun neşesi, onun hayat dolu adımları yankılanırdı. Şimdi ise ayağa kalkabilmek için bir bastona yaslanıyordu.
Bastonun yere her vuruşunda çıkan kuru ses, sanki ömrümün içinden bir parçayı koparıp alıyordu.
Bekle beni bekle yar
Dallarda hüzün kovan
kuşlarımız var
Bu kadar mı sandın her şeyi
Bir fotoğraf karesine
Düşecek gülüşlerimiz var
Sen gülünce;
Bir keklik kanatlanır,
Yüreğimin maviliğinde.
Dağlar kekik kokar,
Bir ceylan su içer,
Çoban pınarından.
Gonca iken koparacaklar
dallarını kıracaklar
Yerden yere vuracaklar
Düşeceksin
Elinden tutanın olmaz
Beni hatırlayacaksın
Senden önce
Iki arada bir derede
Yaşıyordum Kendimce
Sen buna yaşamak mı diyorsun?
Her şeyi
Ben sende yaşadım...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!