Dalgalar kıyıları, demelerin beni
Aştılar... Aştılar...
Ne uzanacak kumsal
Ne de bende can kaldı
Darmadağın çakıl taşları şimdi…
Farkında mısın?
Bir çekimlik nefesle
Böğrün doluyor
Oh! diyor soluyorsun
Alışı nimet
Ey Şehr-i Ramazan Hoşgeldin!
„Yaradılanı severim/Yaradan’dan ötürü“
-Yunus Emre-
Kuşadası, benim; çocukluktan genç kızlığa geçtiğim yıllarımın küçük sahil kasabasıdır. Zeytin, pamuk, tütün en yakın arkadaşlarımdı o yıllar.Meslek yaşamıma kadar sürdü…
Kusadası’nın sokaklarında bir seyyar satıcı vardı. Herkes tanırdı onu, severlerdi, sayarlardı, korurlardı… Kurtuluş Savaşı hem onun hem de annesinin yüreğinde derin yaralar bırakmıştı, özellikle de onun delikanlı yüreğinde. Ana oğul gizlediler yaşadıklarını,ar namus uğruna. Sinirsel bunalımları yüzünden Eğitmen Öğretmen olarak başlatıldığı görevinden ayrılmak zorunda kalmıştı. (Benim öğretmen olmam bu yüzden cok önemliydi onun için…)
Yılmamıştı ama, son çareyi gezerek para kazanmada bulmuştu. Gücünün yitmeğe başladığını anladığı yıllar tartıcı olarak çalışmaya başladı… Çocuklarını kimseye muhtaç bırakmamak adına son nefesine kadar babalık görevini ihmal etmedi. Hele çok sevdiği eşi kimseye muhtaç olmamalıydı. Birer liraları topladı,yuvasına taşıdı. Benim babamdı o! eşine az rastlanır Adil Amca…
Bilmem ki, böylesine yüreği insan sevgisi ile dopdolu başka kaç baba var? ! .
/
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak!
İbadete koşarcasına,
Mahşer yerine varırcasına
Çektiler besmele, aldılar tekbir
Getirdiler şehadet, vuruştular imanla
Al al aktılar vatan topraklarına
Gönlüme girmeli, şiir dediğim
Hilesiz hurdasız, sarmalı beni
Dilimi süzmeli, ozan bildiğim
Yabansız katkısız,hasgüller gibi
***Babamı Anlatıyorum***
Ege’nin şirin, verimli bir kasabasıdır Germencik. Aydın ilinine bağlıdır. Bir zamanlar doğanın koynunda yaşatır fakirini, kimseye el-avuç açtırmazdı insanını. Şimdi mi? Onu da bilenlere sormalı…
Yarım asır öncesinde bu kasabanın kenar mahellelerinden birinde bir ev vardı, bahçesi cennetin habercisi gibiydi. Rengârenk çiçeklerine seferdeydi arılar, kokularına kanat çırpardı kelebekler. Sonbaharın ilk demlerinde, ayvalar sarı sarı sallanır, narlar al yanaklı köy gelini gibi süzülürlerdi. Çekirdeksiz üzümler yarışırdı güzellikleriyle salkım salkım. Biber, patlıcan, domates son ürünlerini vermede direnirlerdi kış korkusuyla. Güz çiçekleri olanca hızlarıyla renk renk açarlar, mevsimin tadını çıkarmaya çalışırlardı sanki. Sarı, beyaz, bordo kasımpatlarını hiç unutamam, yaban ellerde gördüklerime benzemez onların kokuları…
TÜTÜN İLE SOHBET
«Bakıyorum yüz vermiyorsun. Selâm sabah yok mu?»
«Beni sevmiyorsun, bari rahat bırak! İşim çok!»




-
Kadir Öztürk
-
Bülent Şen
Tüm YorumlarHep örnek oldu,hep yol gösterdi,Yazdıklarında ruhani bir gönlün etkisini farkettik,kendisi saf duyguların rehberi olur nitelikte bir şahsiyete sahiptir,şahsım adına Şairle tanıştığım için büyük bir onur ve şeref duydum,kendisi ile aynı ortamda bulunmak dahi benim için apayrı bir zevk ve şanstır,Usta ...
Bazı şeyler vardır, anlatılmaz:Ancak yaşanarak bilinir. Vatan hasreti yaşamadım, bazı hasretler oldu içimde hep, ama vatan hasreti, doğup büyüdüğüm, sevdalarımı, özlemlerimi, dost ve arkadaşlarımı bıraktığım bir yerler olmadı:bunun nasıl bir şey olduğunu ancak tahmin edebiliyorum. Ve tahminime göre ...