Biz Türklerde el yıkama önemlidir. Çocuk yıllarımızda öğretilir bize el yıkamanın önemi. Benim çocukluğumda mikrop, virüs gibi sözcükler yoktu kelime haznemizde.
Yemek yemeğe başlamadan önce, yemek yedikten sonra, tuvaletten çıktıktan sonra, her hangi bir işe başlarken, daha doğrusu her fırsatta ellerimizi yıkar, kurulardık. Çeşme yoktu evlerde genelde. Toplumun çoğunluğundan bahsediyorum. Her evde bir tulumba vardı en azından. Tulumba yok ise testilere doldurulmuş sularımız vardı. Ellerimizi yıkamak için ibriklerimiz, sabunlarımız vardı. Her evin bir el yıkama yeri vardı. Ellerimizi mutlaka yıkamamız şarttı.
Büyüklerimiz çok ciddiydi bu konuda.
‘’ Ellerini yıkadın mı? Hadi git bir daha yıka. İyice yıka, elinde pislikler kalmasın. Allah temiz çocukları sever. ‘’ derler, temiz olmayı yaşatarak zihinlerimize kazırlardı. Kendisi temiz olmayan anne babalar da vardı kesin, ama biz genelinden söz ediyoruz şimdi.
Ne yerde ne gökteyim
Kâh bende kâh sendeyim
Olamam senden ayrı
Döşümde izindeyim
"İzin Ve Gari Ben Gidem Yavrum"
Babam Adil Günay’ın Teslimiyet Dolu Son Yolculuğu
Beni Doğurup Büyüten Anacığımın Son Yolculuğu
Yeni edebiyat akımı: Gülce/ Buluşma / Mustafa Ceylan kardeşimizin anısına saygıyla.
Harikalar diyarı Yaradan’dan nakışlı
Peri bacalarınla gönüllerde destansın
Kayalara oyulan evler kiliselerle
Asırların ardından kanlı canlı anısın
Sağ olacak elbet vatan,
Kahrolsun zalimden korkan!
Dayan ey yüreğim dayan!
Mustafa Kemaller sağ ola.
Dün eczaneye gitmiştim. Dönüşte alışverişimi yaptım. Sırtımda arka çantam, iki elimde dolu dolu iki torba. Merak ettiniz şimdi tabi nedir içindekiler diye. Şişe dometesi yapmak için bolca domates aldım. Zordu taşıması, ama neylersin? Ben kendi yükümü hep kendim taşıdım zaten. Elim kolum tuttuğu, ayaklarım beni taşıdığı sürece sorun yok.
Evin yolunu tuttum. Çin lokantasına yaklaştığımda orta yaşlı bir bey, elinde içinde bir iki şey olduğu belli olan plastik bir torba, benim önüme geçti. Yüküm ağır olduğu için yürüme hızım oldukça düşüktü. Önüme geçen bey durmadan konuşuyor ve ara sıra da kahkahalar savuruyordu. Önce telefon konuşması yapıyor sandım. Yok! Adamcağız kendi kendine konuşuyor, birilerine yanıtlar yağdırıyor ve beklenmedik bir anda sevinç gülüşleri savuruyordu. Umurunda değildi çevresi. Galiba gülünce rahatlıyordu.
Kendimi düşündüm. Demek ki henüz kafayı yememişim. Kendi kendime konuştuğum anlar oluyor olmasına da bu kadar toplumdan kopmamışım daha dedim. Dedim de aklıma düştü ülkemde, yeryüzünde çaresiz, kimsesiz insanlar ve canlılar, aslında küçülüverdi gözümde yeryüzü ve doğanın hıçkırıklarını duyar oldum adamın gülmelerinde… Umurunda değildi sanki dünya… Ya da artık ipin ucunu kaybetmişti. Sağ taraftan bir hanım göründü. Bana yaklaştığında gülümsediğini hissettim: "Hepimizin bir derdi var ."dediğimde "Evet, her birimizin bir hastalığı var." dedi ve ikimiz de yolumuza devam ettik.
Bir yandan taşıdığım yükün ağırlığıyla baş etmeye çalışırken, diğer yandan da önümde yürüyen, ince uzun boylu, saçları ağarmış, yüzünü göremediğim adamın bitmişliğini düşünüyor; kendi biçare hallerimi daha çok hissediyordum. Ben evime girdim. O adamcağız yoluna devam etti. Arkasında yürüyen ne bu kadından ne de sokakta kendisine bakanlardan haberi yoktu. "Dünya yansa bir hasırlık yerim yok!" der gibi isyandaydı belki de…
Çekirge bir atlar iki atlar,
Dikse de saraylar hanlar katlar,
Kaçış yok iki kapılı handan,
Geride kalır gemiler yatlar.
Bir ben bilirim bir de siz
Neler neler gizlerim
İzlerim sessiz çaresiz
Saklı kalır yürek sözlerim
Klima açık, ev ısınmıyor
İkinciyi açıyorum, yetmiyor
Ayağıma üç pantolon
Sırtıma üç kazak
Vazgeçtim klima yakmaktan
Geçirdim ayağıma çizmeyi
HARÇLIK VE OYUNCAK
Harçlık nedir bilmedim, tanımadım
Ne çocuklukta ne de okul hayatımda
Gerekli olanlar alınırdı ama, yerinde ve zamanında




-
Kadir Öztürk
-
Bülent Şen
Tüm YorumlarHep örnek oldu,hep yol gösterdi,Yazdıklarında ruhani bir gönlün etkisini farkettik,kendisi saf duyguların rehberi olur nitelikte bir şahsiyete sahiptir,şahsım adına Şairle tanıştığım için büyük bir onur ve şeref duydum,kendisi ile aynı ortamda bulunmak dahi benim için apayrı bir zevk ve şanstır,Usta ...
Bazı şeyler vardır, anlatılmaz:Ancak yaşanarak bilinir. Vatan hasreti yaşamadım, bazı hasretler oldu içimde hep, ama vatan hasreti, doğup büyüdüğüm, sevdalarımı, özlemlerimi, dost ve arkadaşlarımı bıraktığım bir yerler olmadı:bunun nasıl bir şey olduğunu ancak tahmin edebiliyorum. Ve tahminime göre ...