Şükran Günay Şiirleri - Şair Şükran Günay

Şükran Günay

Saygıdeğer Dostlarım, Kardeşlerim, Arkadaşlarım;

Kuşadası, benim; çocukluktan genç kızlığa geçtiğim yıllarımın küçük sahil kasabasıdır. Zeytin, pamuk, tütün en yakın arkadaşlarımdı o yıllar.Meslek yaşamıma kadar sürdü…

Kusadası’nın sokaklarında bir seyyar satıcı vardı. Herkes tanırdı onu, severlerdi, sayarlardı, korurlardı… Kurtuluş Savaşı hem onun hem de annesinin yüreğinde derin yaralar bırakmıştı, özellikle de onun delikanlı yüreğinde. Ana oğul gizlediler yaşadıklarını,ar namus uğruna. Sinirsel bunalımları yüzünden Eğitmen Öğretmen olarak başlatıldığı görevinden ayrılmak zorunda kalmıştı. (Benim öğretmen olmam bu yüzden cok önemliydi onun için…)

Devamını Oku
Şükran Günay


·

Hiç sandığım gibi değil gökyüzü
Bıraktığım canlar yok şimdi çarşıda, sokakta
Sahilde martılar deli rüzgâr hızında

Devamını Oku
Şükran Günay


Gece gündüzü,
Gündüz geceyi,
Bekler.

Bilir düşünen kişi,

Devamını Oku
Şükran Günay


Balkondayım
Yanı başımda gibi Küçükada
Göz atıyor bakışlarıma
Acı tatlı anlar geliyor aklıma
Ruhum sahilinde

Devamını Oku
Şükran Günay



Sular kirli, hava zehirli,
Toprak desen tüketildi.
Denizler mi?
Daha da dertli,

Devamını Oku
Şükran Günay



Eninde sonunda toprağa karışacağız.

Onu bunu bilmem, kendimden sorumluyum. İnsanım, hatalarım çok oldu ve son nefesime kadar daha nice yanlışlarım olacak kimbilir…

Devamını Oku
Şükran Günay

Bu kalabalık da ne? Nereye gidiyorlar? Üzerinde yürüdüğümüz yol yokuş, ama nasıl da yorulmaz insan, anlamıyorum. Yorulmuyorum, zorlanmıyorum. Diğerleri de öyle. Oysa onların içinde çok yaşlı olanlar da var.



Hayret! Onca yolu nasıl da aştık ve buralara geliverdik. Hem de göz kırpması kadarcık bir zamanda? İki onluktan biraz fazla olan hayatımda böylesi bir bina hiç görmemiştim. Kaç katlı olduğunu bile sayamıyorum. Nasıl ve nereden en üst kata çıkıverdik? Gökyüzüne çıkmış gibi yükseklerdeyiz. Galiba gökdelen dedikleri bu olacak. Kimsenin beni gördüğü yok. Farkında bile değiller aralarına katıldığımın. Sessiz sedasız yürüyor kalabalık. Bir Allah’ın kulu yok konuşan. Şu duvarlara bak, bembeyaz! En üst kattayız, spor sahası büyüklüğündeki salon, biz insancıklarla tıklım tıklım dopdolu. Ne bir resim ne de bir başka nesne var!

Devamını Oku
Şükran Günay





Tam okuyayım derken, aklımın baş köşesine gelip oturuveriyor. Kim mi? Oku da gör:

Devamını Oku
Şükran Günay


Ben yanlız yaşıyorum. Evimi, eşyalarımı kendim kullanıyorum. Çocuklarım başından beri sadece genel ağ ortamında beni arıyorlar. "Taşıyıcı olabilirz, sana zarar verebiliriz."diye. Ailece işin ciddiyetinin farkındayız. Yavrularım ihtiyaçlarımı alıyor, kapıdan bırakıp gidiyorlar

Haberleri izledikçe bende de panik başladı. Araştırmaya başladım. Ne yapabilirim? Ne yemeliyim? Neleri evde bulundurmalıyım? gibi sorular beynimi kurcaladı. Televizyon haberlerinde bir sürü öneriler vardı. Ayrıca YouTube kanalında da çeşitli öneriler buldum. Kısacası hiç turşu yemeyen ben hazır turşu aldım. Korunma amaçlı bol bol turşu yemeye başladım. Suyunu içtim. Ne de tatlı gelmişti. Yedikçe yiyesim, içtikçe içesim geldi.

O ara kolumun ağrısı şiddetlendi, gözlerim şişti ve oldukça kötü görmeye başladım. Başlangıçta düşünemedim nedenini. Sonra ama uzun uzun neler yediğimi bir bir sıraladım. Sonunda turşunun dokunduğuna inandım. Tuz! Ve de katkı maddeleri! Hazır turşu hiç yemezdim aslında. Hep kendim yapardım. Türkiye haberlerinde gösterilen turşular o kadar güzeldi ki, soluğu Türk bakkalında almıştım. Acı biber, karışık turşu, salatalık tursuşu… Ne buldumsa almıştım.

Devamını Oku