Saygıdeğer Dostlarım, Kardeşlerim, Arkadaşlarım;
Kuşadası, benim; çocukluktan genç kızlığa geçtiğim yıllarımın küçük sahil kasabasıdır. Zeytin, pamuk, tütün en yakın arkadaşlarımdı o yıllar.Meslek yaşamıma kadar sürdü…
Kusadası’nın sokaklarında bir seyyar satıcı vardı. Herkes tanırdı onu, severlerdi, sayarlardı, korurlardı… Kurtuluş Savaşı hem onun hem de annesinin yüreğinde derin yaralar bırakmıştı, özellikle de onun delikanlı yüreğinde. Ana oğul gizlediler yaşadıklarını,ar namus uğruna. Sinirsel bunalımları yüzünden Eğitmen Öğretmen olarak başlatıldığı görevinden ayrılmak zorunda kalmıştı. (Benim öğretmen olmam bu yüzden cok önemliydi onun için…)
·
Hiç sandığım gibi değil gökyüzü
Bıraktığım canlar yok şimdi çarşıda, sokakta
Sahilde martılar deli rüzgâr hızında
Gece gündüzü,
Gündüz geceyi,
Bekler.
Bilir düşünen kişi,
Balkondayım
Yanı başımda gibi Küçükada
Göz atıyor bakışlarıma
Acı tatlı anlar geliyor aklıma
Ruhum sahilinde
Sular kirli, hava zehirli,
Toprak desen tüketildi.
Denizler mi?
Daha da dertli,
Eninde sonunda toprağa karışacağız.
Onu bunu bilmem, kendimden sorumluyum. İnsanım, hatalarım çok oldu ve son nefesime kadar daha nice yanlışlarım olacak kimbilir…
Bu kalabalık da ne? Nereye gidiyorlar? Üzerinde yürüdüğümüz yol yokuş, ama nasıl da yorulmaz insan, anlamıyorum. Yorulmuyorum, zorlanmıyorum. Diğerleri de öyle. Oysa onların içinde çok yaşlı olanlar da var.
Hayret! Onca yolu nasıl da aştık ve buralara geliverdik. Hem de göz kırpması kadarcık bir zamanda? İki onluktan biraz fazla olan hayatımda böylesi bir bina hiç görmemiştim. Kaç katlı olduğunu bile sayamıyorum. Nasıl ve nereden en üst kata çıkıverdik? Gökyüzüne çıkmış gibi yükseklerdeyiz. Galiba gökdelen dedikleri bu olacak. Kimsenin beni gördüğü yok. Farkında bile değiller aralarına katıldığımın. Sessiz sedasız yürüyor kalabalık. Bir Allah’ın kulu yok konuşan. Şu duvarlara bak, bembeyaz! En üst kattayız, spor sahası büyüklüğündeki salon, biz insancıklarla tıklım tıklım dopdolu. Ne bir resim ne de bir başka nesne var!
Tam okuyayım derken, aklımın baş köşesine gelip oturuveriyor. Kim mi? Oku da gör:
Ben yanlız yaşıyorum. Evimi, eşyalarımı kendim kullanıyorum. Çocuklarım başından beri sadece genel ağ ortamında beni arıyorlar. "Taşıyıcı olabilirz, sana zarar verebiliriz."diye. Ailece işin ciddiyetinin farkındayız. Yavrularım ihtiyaçlarımı alıyor, kapıdan bırakıp gidiyorlar
Haberleri izledikçe bende de panik başladı. Araştırmaya başladım. Ne yapabilirim? Ne yemeliyim? Neleri evde bulundurmalıyım? gibi sorular beynimi kurcaladı. Televizyon haberlerinde bir sürü öneriler vardı. Ayrıca YouTube kanalında da çeşitli öneriler buldum. Kısacası hiç turşu yemeyen ben hazır turşu aldım. Korunma amaçlı bol bol turşu yemeye başladım. Suyunu içtim. Ne de tatlı gelmişti. Yedikçe yiyesim, içtikçe içesim geldi.
O ara kolumun ağrısı şiddetlendi, gözlerim şişti ve oldukça kötü görmeye başladım. Başlangıçta düşünemedim nedenini. Sonra ama uzun uzun neler yediğimi bir bir sıraladım. Sonunda turşunun dokunduğuna inandım. Tuz! Ve de katkı maddeleri! Hazır turşu hiç yemezdim aslında. Hep kendim yapardım. Türkiye haberlerinde gösterilen turşular o kadar güzeldi ki, soluğu Türk bakkalında almıştım. Acı biber, karışık turşu, salatalık tursuşu… Ne buldumsa almıştım.




-
Kadir Öztürk
-
Bülent Şen
Tüm YorumlarHep örnek oldu,hep yol gösterdi,Yazdıklarında ruhani bir gönlün etkisini farkettik,kendisi saf duyguların rehberi olur nitelikte bir şahsiyete sahiptir,şahsım adına Şairle tanıştığım için büyük bir onur ve şeref duydum,kendisi ile aynı ortamda bulunmak dahi benim için apayrı bir zevk ve şanstır,Usta ...
Bazı şeyler vardır, anlatılmaz:Ancak yaşanarak bilinir. Vatan hasreti yaşamadım, bazı hasretler oldu içimde hep, ama vatan hasreti, doğup büyüdüğüm, sevdalarımı, özlemlerimi, dost ve arkadaşlarımı bıraktığım bir yerler olmadı:bunun nasıl bir şey olduğunu ancak tahmin edebiliyorum. Ve tahminime göre ...