Ah hiç uslanmıyorum ben
Her anı ağır bedeller ödeyerek yaşıyorum
Her seferinde bu son diyorum
Sonra bir mutluluk bir güzellik çeliyor gönlümü
Herşeyi unutup yine devam ediyorum
Bir yanım mihrap bir yanım girdap
cehennem bana cennetten daha aşık
öyle ki kendimi bildim bileli yanıyorum
Bir yanım yolcu bir yanım kök salmış
sustuklarım uçurum halinde büyür
Tebessümü eylem gülüşü devrim olan
Sür duyguları namluya en fazla aşk çıkar
Bir sana biterken dirilmektir aşk can kurban
Yurdumu gül gülistan eyleyen bahar
Ey kalbimin ısırdığı kızıl elmam
Bir zaman sen vardın —
gözlerin, sessiz bir akşamı başlatırdı.
Şimdi her gün batımı,
bir eksilme töreni gibi içimde.
Sesin kalbimin eşiğinde hâlâ yankı,
Sen Firavuna aşık nemrudu sevene öfkelenme
Hakkaniyet arıyorsan
Empati kur biraz alışa alışa düşünmeye başla
İstanbul sıcak ben soğuk
Bizden sevgili olmaz
Her ne kadar yakın da olsak
Yüreğimiz birbirine yansa da
Arada nice köprüler var
Bu sökük kolay dikiş tutmaz
Bir sandalye vardı odada,
Ve ben ona baktım.
O oradaydı, ben de oradaydım —
Ama aramızda, açıklanamaz bir varlık fazlalığı…
Dünya doluydu, taşkındı,
Doğdum — bir anlam olmadan ilkin,
Dünya vardı, ama ben yoktum içinde.
Göz açınca bir soru düştü içime:
"Niçin buradayım, neden ben, neden şimdi?"
Yollar uzar, yön vermez kendine,
Botan’da rüzgâr, eski bir bilgenin nefesi gibi eser,
taşların hafızasına dokunur
ve her kıvrımında bin yıllık bir sessizlik dolaşır.
Dağlar, kendi gölgelerini omuzlarında taşır
ve insan bazen anlar ki
Bugün senin günün, zaman senin adınla
Çiçekler daha taze, gökyüzü daha mavi.
Bir takvim yaprağında değil yalnızca,
Bir yürekte doğdun, sevginin, saf haliyle.
Yıllar geçti belki, gözlerine dokunmadan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!