Bir odanın sessizliğinde oturuyorum,
Saatin tik takları, tek dostum gibi.
Camın ardında gece,
Ve gece kadar derin bir boşluk içimde.
Konuşsam, yankım kendime çarpar,
Yalnızlık,
bir yokluk değildir;
fazla farkındalıktır.
Sesler çekildiğinde
düşünceler yükselir,
insan kendine kalır.
Bir duvar daha çöker içimde
Sessizliğin tavanında asılı duran
Paslı bir zaman zinciri gibi.
Gölgeye benzer adımlarım—
Kendime varır, benden taşar,
Sonra yine bana kırılır.
Gece, sessizliğini üzerime örter,
bir keman yayının titrek sesi gibi
ruhumda ince bir çizik bırakır.
Kalbim, tek başına çalan bir piyano,
her tuşta bir boşluk,
her notada bir özlem saklıdır.
Elime siyahı verdiler gökkuşağını çiz dediler
Gökkuşağından dışlanmış bir siyah gibi kala kaldım
Sen yalnızlığı bilir misin sensiz sen dolu olan
Ben bilmek istemezdim ezberletti kendini bana
Hayat ne garip bir şey
Acı da mutluluk da bir gerçek
Ve ikisini de anlatmaya herşey yetersiz
Gerçek bir acıya gözyaşları tercüman olamaz
Ya da gerçek bir mutluluğa tebessüm ve gülüş
Ama yine de ağlıyor insan veya gülüyor
Aşk vuslat ya da
Özüne sözüne kavuşma
Kördüğüm kadar bağlılık
Ay vakti bir tutulma
Ben seni her an
ya diyarbakır içinde düşünüyor
ya diyarbakır gibi özlüyorum
işte öyle bir şey
nasıl dile gelir ki böyle duygular
Yağmur olan özgürlüğüm yağsın
Mavzer nöbeti kan uykusuyla sonlanır
Aşk olan yürek yangınım yarınlara aksın
Kördüğüm duygular ah kalbime saplanır
Ben yandım ve bir çok kez can verdim öldüm
Bulut ağır ağır yürür ufukta,
Koyun misali dağdan dağa konar.
Rüzgâr eser ince bir türküyle,
Toprak kokusu sarar ovalar.
Bir çise düşer yaprağın ucuna,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!