Duygular,
adları konmadan önce de vardı;
kelimeler onları
sonradan yakalamaya çalıştı.
Bu yüzden hep
biraz eksik kaldılar.
Bir damla gözyaşıyla başlar bazen,
Bir gülüşte saklanır koca bir hikâye.
Kalbin kıyısında gezinen fısıltılar,
İçimizde büyür adını bilmeden.
Sevda gibi gelir ansızın umut,
Bir zaman vardı —
Taş kutsaldı, kelime yasaydı.
Eller göğe kalktığında,
Sessizlik bile dua sayılırdı.
Sonra taş unuttu anlamını,
Bir taş düşer sessizliğe,
Ve dalgalar başlar kendi duasına.
Her çizgi, bir niyet gibi uzar,
Kaosun ortasında şekil doğar.
Biz, anlam arayan elleriz;
Sevmek…
Gönlün en ıssız kıyısında bir çiçek açmasıdır,
Gözyaşının içinden gülümsemek,
Geceye yıldız düşürmek gibidir.
Sevmek,
Ebeveyn ehliyeti, bir düşüncedir derin,
Her çocuğun hak ettiği, sevgiye yönelen bir yol.
Her adımda sorumluluk, her kelimede iz bırakır,
Yüreklerde büyütmeli, sevgiyle ışık olmalı her dolu soluk.
Bir ehliyet gibi, değil yalnızca belge,
Renkler dökülürken kalem ucundan,
Akar hayâlimden ince bir zindan.
Her kıvrım bir hüzün, her ton bir zaman,
Ebrûli düşlerde kaybolur içim.
Suya serpişirken gökkuşağı rüzgâr,
Edebiyat güzeli
Sen çay ile iyi gidersin
Hele gözlerin yok mu
Aşksızlığıma tadımlık
Yüreğime iyi geliyorsun
Sonra demedi deme
Edebiyatla başlar her şey,
bir kelimenin
yerini aramasıyla.
Henüz söylenmemiş bir cümle
kalpte dolaşır,
akıl susar.
Senden benden mısralar aşk yüklü
eflatun seli bir seher yeli hatıra
Şaraba yüklenmiş sorumluluk ağır
Meyhaneler köpürür sitemler dalgalı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!