Sürgün gibi içimden geçiyorsun,
Her adım yüreği kanatıyorsun.
Hasretin yel olup savuruyorsun,
Ben seni özlemekle tükenmişim.
Gurbetin soğukla yoğrulan yüzü,
Bilmem ne zaman biter bu sürgün
ne sevebilirim artık gönlümce
ne yaşayabilirim hasretçe
bu yangını körükleyemem sevipte
Cehennem sanki gönlüme perde
Bir gülüşün kaldı gözlerimde hâlâ,
Sesin yankılanır boş sokaklarda.
Gidişinle soldu içimin rengi,
Bir mevsim eksildi tüm zamanlarda.
Geceler uzarken sensizliğe doğru,
Bir serçe kondu cam kenarıma,
Gözlerinde senin gidişin vardı.
Sessizlik sardı dört bir yanımı,
Kalbim, ismini usulca andı.
Geceler uzun, sen yoksan eğer,
Yalnızlık, insanın kendine sorduğu en sessiz sorudur.
Cevabı yoktur — ama yankısı vardır,
ve o yankı, bazen bir ömür sürer.
Kalabalıkların ortasında bile
bir boşluk taşır insan,
Bir rüya gibiydin, sessiz ve ince,
Gözlerinle doğdu ilk sabahım.
Bir gül açtı solgun gecemde,
Adını fısıldar her ahım.
Ay ışığı düşer yorgun pencereme,
Bir odanın sessizliğinde oturuyorum,
Saatin tik takları, tek dostum gibi.
Camın ardında gece,
Ve gece kadar derin bir boşluk içimde.
Konuşsam, yankım kendime çarpar,
Yalnızlık,
bir yokluk değildir;
fazla farkındalıktır.
Sesler çekildiğinde
düşünceler yükselir,
insan kendine kalır.
Bir duvar daha çöker içimde
Sessizliğin tavanında asılı duran
Paslı bir zaman zinciri gibi.
Gölgeye benzer adımlarım—
Kendime varır, benden taşar,
Sonra yine bana kırılır.
Gece, sessizliğini üzerime örter,
bir keman yayının titrek sesi gibi
ruhumda ince bir çizik bırakır.
Kalbim, tek başına çalan bir piyano,
her tuşta bir boşluk,
her notada bir özlem saklıdır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!