Çizdim—bir daire, sonsuzluk gibi,
İçine düşürdüm bir düşün rengi.
Her çizgide bir sır, her renkte iz,
Sembol değil sadece, kalbimle giz.
Fırçam dokundu sessizliğe önce,
Bir titreşimle başladı her şey.
Ne kutsal bir kelime,
Ne de bilimsel bir denklem —
Sadece “farkına varış”.
Bir sinir hücresi ışık yaktı karanlıkta,
Aşk olunca
sen oluyorsun
Sen olunca
neden ben
olmuyorum yar
Ben bende değilim
Bugün yine şairliğim tuttu
sevdalarla doldu içim
memleket şiirim olmuş
sorma yaralı yüreğim
hüzne vurdu sevdan beni
pervane misali döner dururum
Bir damla düştü boşluğa,
adı başlangıçtı.
Zaman onu unuttu,
ama yankısı hâlâ varlığın damarlarında akar.
Karanlık konuştu önce —
Aldatıcı mutluluk hakikatı sunmaz
İnsan hep bir boşluk ta sallantı da
Der çoğu vakit ama duymayı unutur
Bakar ama görmekten habersiz
Sana aşk denir gülüm
beni sorma gitsin
hani ay ışığı gibisin
ben zifiri bir karanlık
Vurgunum sana ta gönülden
Ruhumun sığ sularında bir gemi batıyor sessizce,
Sana doğru her bakışım, bir kentin ışıklarını söndürüyor.
Göğsümde vuran bu ritim benim değil artık,
Adını her andığımda, zaman bir kum saati gibi tersine dönüyor.
Yüzün, en kuytu rüyalarımın tek aydınlık odası,
Bir gece sessizliğinde adını duydum,
rüzgâr bile senden söz ediyordu.
Ay, tenine dokunur gibi parlıyordu gökyüzünde,
ve ben, varlığını hissetmekle yetindim.
Gözlerin...
Bir gül açıyor içimde her sabah,
Adını duyunca titreyen ince yapraklarla.
Rüzgâr senden eser, gökyüzü seninle parlar,
Gözlerimdeki bütün maviler, senden ödünç alınmış.
Sensizken sokaklar suskun bir keder,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!