Bir gül açtı içimde, adını sen koydun,
Rüzgâr bile sustu, sesini duydum.
Gözlerin bir deniz, ben dalga oldum,
Sığındım o bakışa, orada boğuldum.
Bir nefes kadar yakın, bir ömür kadar uzak,
Sana söyleyemediklerim birikir içimde,
Bir çiçeğin açmadan solması gibi sessiz…
Her sabah, adını anarak başlarım güne,
Ve her gece, gözlerini düşlerim, gizli gizli.
Bir rüzgar eser kalbimde, senden yana,
Her sanatçının süslemesi vardır.
Sanatta ustalık süslemede saklıdır.
Sanatçı süsler, sanat olur, baki kalır.
Monotonluk sanatı eksik bırakır.
Bir ressamın resminde süslemesi,
Yarası derinde sır vurgun sersefil aşk
Kırılsın akıl kafesi artık ruhani
Ayna ile terazi de olmaz hile
Işığın kendi masumiyete durur
Buluttan denize yüz damla düşer
Ey yağmur damlasın da yansıyan
Çizdim—bir daire, sonsuzluk gibi,
İçine düşürdüm bir düşün rengi.
Her çizgide bir sır, her renkte iz,
Sembol değil sadece, kalbimle giz.
Fırçam dokundu sessizliğe önce,
Bir titreşimle başladı her şey.
Ne kutsal bir kelime,
Ne de bilimsel bir denklem —
Sadece “farkına varış”.
Bir sinir hücresi ışık yaktı karanlıkta,
Aşk olunca
sen oluyorsun
Sen olunca
neden ben
olmuyorum yar
Ben bende değilim
Bugün yine şairliğim tuttu
sevdalarla doldu içim
memleket şiirim olmuş
sorma yaralı yüreğim
hüzne vurdu sevdan beni
pervane misali döner dururum
Göğsümde isimsiz bir ağrının nabzı atar,
Kendi kuyumda yankılanır her bir cümlem.
Güneş herkes için doğar, bende ise batar;
Kendi gölgemdir benim en sadık sülalem.
Bir aynayım ki her gün bin parçaya bölünür,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!