Gün dönerken usulca akşama,
Rüzgârda biriken eski zaman,
Kalbimde bir sızı, bir yudum hüzün,
Yine adını anıyor her liman.
Gökyüzü mor, bulutlar yorgun,
Söylemeden sevdim seni,
Bir bakışta, bir gülüşte saklı.
Kalbim, adını ezberlemiş gibi,
Her atışta sen varsın artık.
Bir yolum vardı sana çıkan,
Bir düşünce çırpar kanadını,
zihnin karanlık ormanında.
Küçücük bir korku,
bir kıvılcım — sonra yangın.
Bir bakış, bir kelime,
Rüzgârın içimde gezdiği yerde,
Bir adı fısıldar: Sen... diye başlar.
Gözlerin denize benzer gecede,
Bir ışık yanar da ben... diye yaşar.
Zamanın elleri değse de yüreğime,
Bir akşam daha sustu şehir,
camlarda solgun bir hatıra titriyor.
Kendimi dinliyorum —
belki de en gürültülü yalnızlık budur.
Bir zaman vardı,
Gecenin koynunda sessizce durdum,
Yıldızlar usulca gözyaşı kurdu.
Kalbimde bir yangın, kimse görmedi,
Aşkın suretiyle içim savruldu.
Bir serin meltemde sesini duydum,
Bir akşamın soluğunda seni düşündüm,
Gökyüzü mor, yüreğim maviye yakın.
Zaman, sanki ağır aksak yürüyordu
Adını her harfinde fısıldayarak.
Gözlerin gelir aklıma ilkin —
Gecenin koynunda titrek bir hece,
Adını anarken sustu yüreğim.
Rüzgarla savrulan solgun bir çiçek,
Dalımdan düşerken kırıldı içim.
Gözlerin ufkumdu, gün doğmaz artık,
Gözlerin bir deniz, ben kıyısız bir gemi,
Sana her baktığımda kaybolurum derinliğinde.
Sözcükler yetmezken içimdeki yangına,
Adını fısıldar kalbim, her sükûnet anında.
Geceler uzun olur, hayalinle doluyken,
Gece inerken şehrin üzerine,
kalbim senin adını fısıldar rüzgâra.
Her yıldız bir anı, bir suskunluk,
her nefes seninle dolu, her sessizlik sana yakın.
Ellerin yok ama izlerin var hâlâ,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!