Bir parçacık doğdu,
Hiçliğin kıvrımında bir titreşim…
Ne burada, ne orada —
Sadece olasılığın kalbinde bir nefes.
Evren fısıldadı:
Ey Yar
Bilmeyenler Der Ki
Sen Bir Kördüğümsün
Ben Bilirim Seni Yar
sen yaşarken uğruna öldüğümsün
Aşksın Yani Yüreğimde Düğüm Düğüm
Konuşuyorum şimdi,
Bir parça külle, biraz altınla.
Bir şeyler geçti içimden,
adı yok,
ama her defasında senin yüzüne benziyor.
Bana öyle mahsun bakma küçüğüm
kalk kendince bir düş kur olur mu
ben ise hep kaçak ve firariyim
al uçurtmalarını ve git hadi
ve düşlerini de sakın unutma
ben bu geceye gömülürüm artık
Bir kıvılcım düşer sessizliğe,
Su ürperir — aynasında yeni bir ışık.
Biri yanmak ister,
Diğeri söndürmek bilmez.
Ateş der ki: “Var olmak, yakmaktır.”
Bir sessizlik var, çekirdeğin kalbinde,
Ne büyük, ne küçük — yalnızca olmakta gizli.
Bir titreşim başlar, zamanın öncesinden,
Bir bakış kadar kısa, bir sonsuzluk kadar derin.
Biz miyiz bölünen, yoksa atom mu bizde çözülür?
Aylar, göğün takvimine dizilmiş
On iki ayrı bilgeliktir;
Her biri, insan ruhunun başka bir yüzünü
Sessizce aydınlatır.
Ocak, yeni başlangıçların soğuk ama dürüst aynasıdır;
İçimde kapalı odalar var,
anahtarları rüyalardan dökülür.
Her kapının ardında
başka bir ben, başka bir evren uyur.
Aynalar birbirine bakar,
Sen gülümsediğinde,
Tanrı bir kez daha var olmayı seçiyor evrende.
Işık dönüyor, taş sessizleşiyor,
Ben yeniden düşünceye karışıyorum.
Aşk —
Sen mi bendin, ben mi sendim,
Bir aynanın iki yüzü müydük,
Yoksa aynı yokluğun yankısı mı?
Aşk, zamandan önce doğan bir soru belki —
Yanıtı olmayan bir varoluş nedeni.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!