Ah bu gece Diyarbakır yine dertli bende vurgunum
Aşkın mevsimi derler de ayrılığın mevsimi yok
Yanmaktan öteye gidemedik sevdalı halimizle vesselam
kavgamız davamız sevdamız hep bir olmuş
En güzel renkten mahrum değil yani en büyük düşlerimiz
İşte hevsel bahçesi şahittir aldığım yaralara
Ayrılık, zamanın en keskin bıçağıdır —
kesmez aslında,
ama içimizdeki bağı yavaşça inceltir,
ta ki kopmak artık acıtmayana dek.
Bir kelimenin son hecesinde başlar bazen,
Bir kapı kapandı — sesi hâlâ yankı,
Eşyalar yerinde ama zaman eksik.
Bir fincanın dudağında kalan iz,
Artık kimseye ait değil.
Ayrılık,
Şimdi ben dört duvar arasında hasret biriktiriyorum
zindanlar ince ince okur yüreğimi sabır vaktinde
aşılmaz yollar düz oldu mahşer uslandı özleminle
yokluğun penceresinden bakıyorum varlık deryasına
Dört yanım karanlık hücrelerim hasret kokuyor
Sarılma bana öyle sevdiğim
bu dakikaların eceli var
bakma bana öyle sevdiğim
bu gözlerin nazarı var
gel bana öyle hiç korkmadan
bu gönlün sana sevdası var
Ayrılıktan söz etme sevdiğim
Ayrılık ateşi acı bir azaptır
Bu azaba vurma yüreklerimizi
Biz aşk ateşinden
Daha güzel bir yangın
Bulamayız kendimize inan
Sözün özünde aşk vardır
Gönlün özünde aşk
Yanmanın ne anlamı var
Hakkıyla sevmedikçe
Yanarak düğümle
Yaşa aşkı sevdayı
Açtı dağ yamaçta bahar çiçeği,
Mis gibi kokuyor, serin geceyi.
Rüzgârla dans eder sarı kelebeği,
Göz alır renkleri sabah güneşi.
Toprak uyanıyor tatlı uykudan,
Eylül bana aşkı hatırlatır
Her ne kadar yaprak dökümü yaşansa da
Bahar ise beni yaşatır
Aşk gibi ve tümüyle aşk ile
Dışardan bir hayat gelmiş
içerde gökyüzü duvarlarla hapis
bir çocuk gök kuşağı arıyor
yüzünü yıkamak boyamak için
avuç içi kanlı bir düş uyuyor
uyanacak daha bir mahşer




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!