Zar attım aşkına can suyum
Hasretin geldi yine kudurdum
Zor değil yitip gitmeyenimsin
Özüm sözüm bir sensin ruhum
Halim ortada yine de aşkına sor
En iyi yalnızlığı ölüm anlatır
En büyük çaresizliği ölüm
Ne yazık ki çaresiz ölüm yoktur
Sadece çaresiz yalnızlık vardır
Çaresiz yalnızlıkta yaşarken ölmektir
yaşarken ölmek çaresiz yalnızlıktır
Bir bardak çay, sade ve derin,
Öğretir sana sabrı, sessizliğini.
Demlenmek gerek her güzel şey için,
Aceleyle olmaz hayatın özü, bilin.
Çay gibi ol, usul usul ısın,
Güzel tabiatınla arındı gönül sultanım
gönül sana meftun gönül sana hayran
kutlu bir müjde misali beklenen ey yar
aşk düğümlü kalbimin tek sahibi sensin
Bir su damlasında saklı olan derya
Neye yanacağımızı şaşırdık bıra
cehennemi doğuran cennet pek acımasız
enkaz altında canlar başlar insanlar
alınan nefesin bedeli fazlasıyla ödenmiş
ama yokluk varlığa müptela arsız bir bela
insanlar yaşarken sağ sol kavgası ediyor
Cehennem, bir yer değildir.
Bir zihindir.
Düşüncenin en derin kıvrımında saklı bir kod —
insanın kendi yazdığı bir lanet.
Floransa’nın taş sokakları yankı olur hâlâ,
Şimdi ben ateşten bir yol bulsam sana varmak için
İnan göğsümdeki hançerleri düşünmeden dalarım ateşe
Dağılmadan mahşer ortasında cehenneme inat özlüyorum seni
Seni düşünüyorum yanardağlar gibi kendimi unuturcasına
Gitmek adına bir şey kalmadı bende inan yokluğunda
Bende bir seni özlemek var
O da susarak mı susayarak mı bilmiyorum
Özlüyorum işte bir acayip yar
Seni düşledikçe kendimden geçiyorum
İçiyorum ulan vefasız
Zaman bir ırmak değil —
kendine kıvrılan bir sessizliktir.
Aynı taş, aynı su,
ve aynı yürekle döner her şey.
Bir yıldız söner,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!