Düşünmeden konuşma, dilin kılıç olur,
Bir kalbi kırarsan, bakışın suç olur.
Tatlı dil döndürür en sert yüreği,
Kaba söz, sevgiyi boğan güç olur.
Emek vermeyenler, başarıyı bekler,
Ölüm de var gülüm zulüm de var
zaman her haliyle akıp gidiyor
yaşamak yine en derinlerde bir inci
ya da kör bir pencereden en kökne zirve
insanın yaşadıkları yanına kar kalıyor
ah bir zindan var ki tutsaklıklara doymuyor
Hayat ne gariptir be sevgili
Adımız sürgün kalbin meçhulünde
Aşkın küllenmeyen ateşini kuşanmışız
Gönül yanar yine de uslanmaz halde
Tutsak misali özgürlüğe vurulmuşum
Yüreğim yağmur tanem
Ben hiç hayatla tanışmadım
Ve biliyor musun
En uzak ihtimal benim için hayat yaşamak
Toprak çatladı bir sabah, güneş doğdu usulca,
Bir çocuk açtı gözünü, dünya sustu o an boyunca.
Ne yastığı vardı başının altında, ne de bekleyen bir sabah çorbası,
Ama kalbinde yanan bir ateşle başladı hayatın kavgası.
İlk adım bir sınav, ilk söz bir barikattı,
Tamam susma
Ama haykırmanın da hakkını ver
Gerekirse çık dağa taşa
Kulak ver sonra
Hayatın kendisine rüzgarın sesine
Bu da bir nevi feryat sayılır
Hebunamın —
Adın, varlığın sesidir içimde.
Senle başlar sabahın anlamı,
Gece, senden sonra susmayı öğrenir.
Bir kalbin sınırında bekledim seni,
Hepimiz birer yansıma isek
Hakikat ne aynamı
Her yansıma kendi aynasına gömülür
Şimdi ayna bir mezar oldu
Yani hakikat hem ölüm hem yaşam
Ama bizler birer yansıma olduğumuz için
Bir tek sen varsın gecemin içinde,
Yıldızlar bile adını söyler sessizce.
Rüzgâr, saçlarının kokusunu taşır,
Ben, o rüzgârın ardında kaybolurum gizlice.
Kalbim bir kuş, kanadı sensin,
Zindana düşen uçurumu sordu
gök karardı gitti yeryüzü kaldı
yeşeren güller hep belaya vurdu
ne uçurum ne de pranga vardı
Kavgasına şiir yazdı bir yiğit




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!