Bir düşünceydi belki önce,
evrenin kalbinde yankılanan bir kıvılcım.
Ne maddeydi, ne tin —
ikisinin arasında, bir varoluş ısısıydı aşk.
Varlık kendini ararken buldu onu,
Bir gül açar gecenin koynunda usulca,
Rüzgâr dokunur tenime senin adınla.
Zaman, bir perde gibi geriye düşerken,
Kalbim çırpınır sana varan duayla.
Bir bakışın yeter, dünya susar ansızın,
Varoluşun sırrına ermek gibi,
İki ruhun sonsuzda buluşması.
Ne başlangıcı var, ne de bir sonu,
Zamansız bir yankı, ebedi rüyası.
Bir bakışla başlayan evrensel çağrı,
Bir melodiyle başlar her şey,
duyulmadan önce hissedilen.
Kalp, kendi ritmini unutur
başka bir kalbe kulak verince.
Aşk bir notadır,
Gözlerin bir deniz, içinde kayboldum,
Kalbimi sana verdim, geri alamadım.
Bir gülüşün yeter, bin derde daldım,
Adını andıkça, yeniden doğdum.
Yollar hep sana çıkıyor nedense,
Gönül aşka düşünce
Aşkın şairliği tuttu
Şiirler aşkla tutuştu
Yanmanın adı aşk oldu
Kül ateşe dönüşünce
Bir gül açar sensiz her gecemde,
Kokusu kalbime dolanır sessiz.
Adını yazarım her hecemde,
Ateş olur içimde, yanar gizsiz.
Gözlerin bir deniz, ben bir damlayım,
Aşk, kelimelerin en ağır yükü.
Söyledikçe eksilir,
Sustukça büyür.
Bir bakışın içindeki evren kadar derin,
Bir kalp atışının arasındaki sessizlik kadar yakın.
Biz hiç sınır tanımadık be gülüm
öyle ki bugün zindanla tanışan
kendini sınırlayanlardır inan
aşk böyledir işte
Hani bizde zindandayız
Aşk, bir varlık değil —
kendini düşünen bir varoluş.
Ne sevenindir, ne sevilenin;
ikisi arasındaki ince sızıda doğar,
bir bakışın içinde anlamı sorgular.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!