Sinir uçlarım da bir hayatın serzenişi
Keşmekeş halimden kalma
Yol ayrı mı daha kaç hayat eder
Bir şiirlik canı olan sevda değil bizim ki
Neler yazdık kendisine yetmedi
Bu aşkın ucunda kaç can var
Bir akşam sessizliğine karıştın,
gökyüzü mor bir anı gibi asılı kaldı.
Rüzgâr bile adını fısıldıyordu,
her esişinde biraz daha eksildim ben.
Gözlerin…
Gün dönerken usulca akşama,
Rüzgârda biriken eski zaman,
Kalbimde bir sızı, bir yudum hüzün,
Yine adını anıyor her liman.
Gökyüzü mor, bulutlar yorgun,
Söylemeden sevdim seni,
Bir bakışta, bir gülüşte saklı.
Kalbim, adını ezberlemiş gibi,
Her atışta sen varsın artık.
Bir yolum vardı sana çıkan,
Bir düşünce çırpar kanadını,
zihnin karanlık ormanında.
Küçücük bir korku,
bir kıvılcım — sonra yangın.
Bir bakış, bir kelime,
Rüzgârın içimde gezdiği yerde,
Bir adı fısıldar: Sen... diye başlar.
Gözlerin denize benzer gecede,
Bir ışık yanar da ben... diye yaşar.
Zamanın elleri değse de yüreğime,
Bir akşam daha sustu şehir,
camlarda solgun bir hatıra titriyor.
Kendimi dinliyorum —
belki de en gürültülü yalnızlık budur.
Bir zaman vardı,
Gecenin koynunda sessizce durdum,
Yıldızlar usulca gözyaşı kurdu.
Kalbimde bir yangın, kimse görmedi,
Aşkın suretiyle içim savruldu.
Bir serin meltemde sesini duydum,
Bir akşamın soluğunda seni düşündüm,
Gökyüzü mor, yüreğim maviye yakın.
Zaman, sanki ağır aksak yürüyordu
Adını her harfinde fısıldayarak.
Gözlerin gelir aklıma ilkin —
Gecenin koynunda titrek bir hece,
Adını anarken sustu yüreğim.
Rüzgarla savrulan solgun bir çiçek,
Dalımdan düşerken kırıldı içim.
Gözlerin ufkumdu, gün doğmaz artık,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!