Bir yokluğa sürmek istiyorum kendimi
Prangalardan adım silinsin artık sevdiğim
Rüzgara vermek istiyorum şu kalbimi
Zindan unutsun da beni gökyüzü hatırlasın
Gözlerin bir pranga benim yüreğimi avuçlar
Bir sır var herkesde hiçkimse
Çözmek istesen herşey o
Herkes hiçkimse imiş onda
Bize böyle bir sır gerekmez
Cahili alim görmek yok bizde
Döner dünya döndüren o imiş
Ah, her şey ne kadar çok ses çıkarıyor!
Kendim bile — düşünürken bile gürültülüyüm.
Bir makinenin içindeyim sanki,
ve makine de Tanrı’nın kalbinde dönüyor —
ama Tanrı susuyor, sadece dönmeyi izliyor.
Aşk nedir, diye sordum sessizliğe,
Bir yankı döndü, “kendini unutmak” dedi.
Belki de aşk, benliğin sınırında,
Yokluğa giden ince bir ipti.
Senin gözlerinde aradım hakikati,
Bir yasa var içimde,
Ne taşta yazılı ne gökte,
Ama her vicdanın kalbinde yankılanır:
“Öyle eyle ki, insanlık sende ve başkasında
daima amaç olsun — araç asla.”
Büyüme be çocuk sen
Hep düş kur sev sevil
Ne var sanki büyüyecek
Bak biz büyüdük
Dar ağacında fidan olduk
Dar ağacına düşmeden
Diyarbakır mezopotamya
Yitip gitmeyen bir hatıra
Sonra sol yanı asi çarpar
Uçurumların belini büken aşk dava
Bir aşk geçti içimden,
Adı sen, sesi geceydi.
Dokunduğum her anı
Avuçlarımda kan revan.
Kalbim bir cam kırığı şimdi,
Çanakkale destanını yiğitler yazdı
Kürt türk daha nice halklar
Tüm canlar özgürlüğe kanat çırptı
Yaylım ateşinde alev yağıyordu başa
Enkaz altında kolsuz bacaksız canlar
Güneş Gelibolu’dan kanlı doğarken o sabah,
Aynı ekmeği böldük, aynı tütünü sardık.
Dillerimiz farklıydı ama aynıydı eyvah,
Biz bu dar boğazda, ölümle nişanlandık.
Ben Cudi’nin rüzgarını getirmiştim heybemde,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!