Sabahın ince yerinde yürürken
Bir gelincik dokundu gözüme —
Kırmızı,
Sanki kalbimin dışarı taşmış hâli.
Eğildim, koparmadım;
Bir cehennem uyur içimde
ara sıra coşar hasretinle
söz dinlemez asidir
hicranım var gönül kafesinde
bir ateş büyür benim içimde
arındırır beni aşkın gölgesinde
Bir çocuk var hep geride koşan
İsmini şeklini hiç bilmediğim
Ama umudu var herhalde
Durmadan koştuğuna göre
Çünkü hayatı çözmüş bu çocuk
Hayat bir koşuşturmacadır
Bir derdim var
bahardan uzak kış mevsimi içinde
bir derdim var
kayıp ve yasak bir sevdanın diliyle
Vakit geldi derdime yanayım dedim
Bir düş kurdum baştan sona sen
mevlam nasip eder mi bilmem
esen yel hasreti bize yar etmiş
yaşamak isterdim el ele göz göze
Kavuşmadan ayrılık olur mu
Aşk,
bir düşüncenin kalbe düşmesiyle başlar—
akıl sorar: Neden?
kalp cevap vermez,
sadece atar.
Aşk mevsimi bahar vaktidir
İnsan aşkla kanar
Bahar için içten içe yanar
Bir eylül gülümser
Derin bir aşk sızısıyla insana
Hüzünlü bekleyiş hep kapıdadır
Bir garip aşk
Benim sana duyduğum
Sensiz olmuyor olmaz
Bilmem sen nasıl buluyorsun
Huzur var mı mesela
Hani senin bana verdiğinden
Bir sevda gibi bu gece
Ömrüm ağır ağır giderken benden
Nereden bu hasret bilmem
Dolu dolu yağıyor üstüme
Bir şiir gibi bu yalnızlık
Düşündüm durdum kendi kendime
Bir ayna yoktu ama ben yine kendime baktım
Herkes den önce ölmeliyim dedim
Ben herkes den herşey den önce
Çünkü sol yanım çok zayıf
Kaldıramam kendimden başka hiç bir acıyı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!