Gözlerin düşer içime, usulca,
Bir deniz olur gecemde yavaşça.
Bir rüzgâr eser, adını fısıldar,
Kalbim sensizliğe asla alışmaz.
Sesin, en eski şarkım gibi sıcak,
Bir yokluğa sürmek istiyorum kendimi
Prangalardan adım silinsin artık sevdiğim
Rüzgara vermek istiyorum şu kalbimi
Zindan unutsun da beni gökyüzü hatırlasın
Gözlerin bir pranga benim yüreğimi avuçlar
Bir sır var herkesde hiçkimse
Çözmek istesen herşey o
Herkes hiçkimse imiş onda
Bize böyle bir sır gerekmez
Cahili alim görmek yok bizde
Döner dünya döndüren o imiş
İnsan doğar ama insanlık seçilir,
Kalp neyle dolarsa, dil onu biçer.
Güzel söz söyle ki güzellik bulaşsın,
Kırarsan bir kalbi, dostluk uzaklaşsın.
Az konuş, çok dinle, özünü ara,
Adım atsam uçurum, dursam dünya dar geliyor,
Kalbimin odalarında hep o eski rüzgâr esiyor.
Ben hangi mevsimin artığıyım, hangi günün borcu?
İçimde bir çocuk ağlıyor, elleri bayram ucu.
Kendi sesime çarptım bu sabah, yankısı dilsiz,
Sensizliğe dokundum bu gece,
Tenhâ bir sokağın gölgesinde,
Ay ışığı gibi soğuk,
Ama senin kadar güzel.
Adınla başlıyor her düşünce,
Bir sabah uyandı düşünce,
Aynaya baktı: “Ben kimim?” dedi.
Ne ten tanıdı kendini ne de göz,
Bir bakış vardı bakışın içinde giz.
Bir iç ses çaldı sonsuzluktan:
Ben kim miyim
Ben mutlak kazanacak olanım
Sevgi büyümekte güller yeşermekte
Ben sade bir vatan her dalda ayrı bir zafer
Acıyı bir ben bilirim
Birde benden olan
kendimi bin parçaya böldüm
Toprağa her can verdiğimde
Erken yaşlandım bu hayatta
Sabahın ince yerinde yürürken
Bir gelincik dokundu gözüme —
Kırmızı,
Sanki kalbimin dışarı taşmış hâli.
Eğildim, koparmadım;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!