Mutluluk, bazen bir yanılsamadır —
parlak, sıcak, ama kaypak bir ışık.
İçine girersin,
her şeyin anlamlı olduğunu sanırsın;
oysa o anlam, sadece göz kamaşmasıdır.
Acı, ruhun kendi sesini duymasıdır.
Bir yara gibi görünür dışarıdan,
ama içte — bir uyanıştır.
İnsan acı çekerken dağılır,
ama o dağılma,
Kan içindeyim bugün
Düşmüşüm bir pusuya
Gece içinde üşüyorum
Şafaklarım hani nerde
Yüreğim çok bile dayandı
Bu yaman ağır acılara
Emekçiler zor günde bile el ele
Tohumlarını sevgiyle serpiştirir
Güzel bir koku var alın terinde
Yeni bir gün doğarken filiz verir
Minnet ve şükranla emekçilere
Helal rızık iyi bir yaşam içindir
Adalet…
Bir terazidir belki,
Ama kim tutar teraziyi?
Eli güçlü olan mı,
Yoksa gücün ağırlığını bilip
Eğilmeyen mi?
Hayat nedir bilmeyen ölümle yıpranan
Zerre mutluluk kırıntısı kalmışsa kuytu köşede
O mutluluğu okur mu allah diye insan
Şayet allah kimi zaman
Susayanın bulduğu su
Kara geceyle başlar yolculuk,
Ayrışmanın göğsünde erir beden.
Çürüyen benlik, sessizce soluk,
Küllerle konuşur saf olan zeden.
Kalsinasyon: Yanar eski suret,
Bir masa vardı.
Üzerinde birkaç cümle, biraz suskunluk,
Bir de senin bıraktığın sıcaklık.
Kül müyüm, altın mıyım, bilmiyorum artık.
Her şey eriyor yavaşça,
Seni ilk gördüğümde
Rüzgârın rengi değişti sanki —
Al yazman savruldu,
Gün batımı omuzlarına kondu.
Ben sustum,
Hadi bir nefes ver kuruyan kalbime
Vakit vedalaşma vakti değil anla
Bak daha gün bitmemiş hala umut var
Hadi ellerini uzat yüreğini ver bana
Yarım kalmasın bu şiir
Ben şairsem eğer şiirim sensin aşkla




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!