Mecburiyet doğuyor benden sana
aşk oldu mu teslimiyet oldu mu
mahcup hissederim kendimi
anılarla avutunca yüreğimi
Uzaklar efkarımdan bana yol olur
Kuşluk vakti indi yüreğime,
Gümüş bir sessizlik gibi durgun.
Güneş, incecik dokunur saçlara,
Ve dünya susar, bir an boyunca.
Bir fincan çayın buğusunda sen,
Kılıçlar sustu, dualar yankılandı taştan,
Zırhlar değil artık, düşünceler parıldar.
Her yara bir sır taşır,
Her sessizlik bir yemindir zamana.
Kutsal toprağın ötesinde aradılar hakikati,
Kuytularda bir menekşe
Taze hayat gibi kokusu
Nice çığları yutmuş
Firari eşkıya ya benzer
Şiir salkımı bir hasret
Deli zaman
Sürüldük gittik
Hazır olmadığımıza
Leyli yar
İçerde mevsimler kurur
Belalıyım galiba
Aşkını canıma buladığım
Olmazlardan aldığım yaramsın
Olsun ama yine de olsun
Mülk değil basbayağı lüks aşk
Gönlüme göre bir lüksün sevdiğim
Sessizlik örterken dört yanı gece,
Bir mabet yükselir içimde yüce.
Ne taş, ne duvardır, ne altın, ne taç—
Bir kalp ki, aşk ile yoğrulur yavaş.
Gönlümde kurulan bu kutsal mekân,
Ve yosunlar
Birer intihar çiçeği
İstanbul deli bir sarmaşık
Cehennem gel gel diyor
Cennet bedel ödetmeye hazır
Yaşayabilene aşk olsun
Mağrur dururum, gözlerin önümde,
Kalbim titrer, ama belli etmem.
Sevda yangın, içimde gizlice,
Sana her bakışımda, kendimden geçmem.
Bir adım atsan, yıkılır duvar,
Sen benim mahpusluğumsun
Ve ya yüreğimde ki pranga
Nasıl anlatayım ki seni
Benim her adımım yasaklanmış
Her düşüncem sakıncalı
Bende isterim sana aşkı yazmayı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!