Ulu dağların doruğunda bir fısıltı yükselir,
Rüzgârın sırrında aşk, ateşle birlikte süzülür.
Zamanın çarkı durur, yıldızlar dilsiz kalır,
Bir çift göz uğruna evren sessizce yanar.
Gökleri yaran bir ok gibi sevda saplanır kalbe,
Bir düşünceydi belki önce,
evrenin kalbinde yankılanan bir kıvılcım.
Ne maddeydi, ne tin —
ikisinin arasında, bir varoluş ısısıydı aşk.
Varlık kendini ararken buldu onu,
Bir gül açar gecenin koynunda usulca,
Rüzgâr dokunur tenime senin adınla.
Zaman, bir perde gibi geriye düşerken,
Kalbim çırpınır sana varan duayla.
Bir bakışın yeter, dünya susar ansızın,
Varoluşun sırrına ermek gibi,
İki ruhun sonsuzda buluşması.
Ne başlangıcı var, ne de bir sonu,
Zamansız bir yankı, ebedi rüyası.
Bir bakışla başlayan evrensel çağrı,
Rüzgara serpilmiş asi yüreğim
ölümden geçeli çok oldu artık
dağların başaklarıyla seviştim
öfkeden geçeli çok oldu artık
ay gecede öfke bana dolanmış
Aşk bir denklemdir,
ama sonuç vermez.
Bilinmeyenler çoğaldıkça
kalp çözmeyi bırakır,
inanmayı seçer.
Aşk diye yazıldı geceye ismimiz,
Gökyüzü öğrendi sessizliğimizi.
Sen bakınca başlar şiirin kalbi,
Bir harf olur içimde nefesin izi.
Kelimeler yetersiz, susmak yeter,
Yaşamak isterdim aşk gibi aşkla yaşamak
Ama bakışlarım gül seyrinden alınmış
Ruhumdaki zincirleri kıramıyorum
Zindanlardan geçip prangalar eskitmişim
Ah yüreğim yangınlarda
Duygularım yasaklara yakalanmış
Cümleler kurdum yıllarca,
Öznesi yoktu, hep susardı.
Bir şiirde saklı, bir seste gizli,
Adını anmadım —
Aşk, gizli öznemdi…
Ey bakışı küskün çiçeğim
Beni yaralama öyle
Ben bir kavga adamıyım
Ve sen direncimsin her daim
Baş kaldırdığım haksızlık içinde
Kızgın toprakların çocuğuyum ben




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!