Bir zaman vardı —
Taş kutsaldı, kelime yasaydı.
Eller göğe kalktığında,
Sessizlik bile dua sayılırdı.
Sonra taş unuttu anlamını,
Bir taş düşer sessizliğe,
Ve dalgalar başlar kendi duasına.
Her çizgi, bir niyet gibi uzar,
Kaosun ortasında şekil doğar.
Biz, anlam arayan elleriz;
Sevmek…
Gönlün en ıssız kıyısında bir çiçek açmasıdır,
Gözyaşının içinden gülümsemek,
Geceye yıldız düşürmek gibidir.
Sevmek,
Ebeveyn ehliyeti, bir düşüncedir derin,
Her çocuğun hak ettiği, sevgiye yönelen bir yol.
Her adımda sorumluluk, her kelimede iz bırakır,
Yüreklerde büyütmeli, sevgiyle ışık olmalı her dolu soluk.
Bir ehliyet gibi, değil yalnızca belge,
Renkler dökülürken kalem ucundan,
Akar hayâlimden ince bir zindan.
Her kıvrım bir hüzün, her ton bir zaman,
Ebrûli düşlerde kaybolur içim.
Suya serpişirken gökkuşağı rüzgâr,
Edebiyat güzeli
Sen çay ile iyi gidersin
Hele gözlerin yok mu
Aşksızlığıma tadımlık
Yüreğime iyi geliyorsun
Sonra demedi deme
Edebiyatla başlar her şey,
bir kelimenin
yerini aramasıyla.
Henüz söylenmemiş bir cümle
kalpte dolaşır,
akıl susar.
Senden benden mısralar aşk yüklü
eflatun seli bir seher yeli hatıra
Şaraba yüklenmiş sorumluluk ağır
Meyhaneler köpürür sitemler dalgalı
Geceler anlatsın seni Efulim,
Ay bile solgunken ben hep karanlık.
Adını içimde yazarım efulim,
Sensiz her adımda olurum eksik.
Yüreğim küserken her güneşine,
Bir ülkede çocuklar doğar,
Göğe uzanan sorular gibi.
Ama her soru bir cevap bulmaz;
Her kalp, bir cana yurt olacak kadar
Derin değildir aslında.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!