Bir sözcük düştü dilimden,
adı sendi — rüzgâr aldı,
gökyüzüne savurdu.
Belki bir yıldızın kalbine değdi,
belki bir kuşun kanadına.
Her doğan çocuk,
Zamana bırakılmış narin bir emanettir;
Kimileri bu emaneti taşır,
Kimileri kendi yükünün altında
Nefes bile alamaz.
Kaldığın yerde üşüyor zaman,
Bir sessizlik çökmüş cümlelerime.
Gözlerin yok artık uykularımda,
Yastığıma sinmiş vedaların hece hece.
Adını andıkça titriyor dilim,
Kaldı gözlerinde bir son baharın,
Soldu gülüşlerin, sustu baharın.
İçimde kırılmış sevda duvarın,
Ayrılık düşürdü bizi yarından.
Bir veda sözünde yandı geceler,
Geceye eğilmiş bir masa başında
sessizlikle konuşur parmaklarım,
ve kalem —
ince bir damar gibi
kâğıdın kalbine bağlanır.
Taşlara kazınmış bir sır vardı,
Zaman bile unuttu anlamını.
Bir simge, iki dünya arasında durur hâlâ —
Biri görünen, biri sezilen.
Bir üçgen çizdim zihnimin duvarına:
Yer altında kefen yırttım —
karanlığın ağırlığı omuzlarımda,
sessizlik kemiklerime kadar işlemişti,
ama yine de nefes aldım.
Toprak sustu sandım,
Milyon yıl öncesinden gelen bir sızıdır bu,
Güneşin bal renginde donmuş, en eski uykusu.
Bir ağacın yarasıydı, akıp toprağa düştü,
Şimdi tenimde yanan, kor bir rüyaya dönüştü.
İçinde bir kanat çırpışı, bir küçük nefes saklı,
Öyle bir boşluktayım ki keko
Her şeye boş vermişim inan
Kılık kıyafetime yiyeceğime hiç bakmıyorum
Sakalları mı bir vakit kesmiş olsam da
Saçlarıma daha kıyamamışım
Eğer sakallarımı da kesmeseydim
Bir kelebek kanat çırptı,
ve kaderin kalemi titredi.
Bir fısıltı, bir nefes, bir hata —
ve evren yeniden yazıldı sessizce.
Düzen mi vardı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!