Sonbahar yine sessizce sokuldu pencereme,
Yapraklar gibi dökülüyor içimde eski günler.
Bir rüzgâr esti — tanıdık, ürkek, eksik —
Belki senin adını taşıyordu, belki sadece serinlik.
Kış, ardımdan usulca geldi sonra,
Kül geceye söz düşmüş
Ay gölgesine öz
Aşk pusuda bekler
Belalar pas tutmuş
Baksın hele bana bir çift göz
Baksın da yiğit görsün
Bir sokak lambasının altında durdum,
Zamanın solgun yüzüne baktım uzun uzun.
Bir saat tıkırtısı — yokluğun yankısı,
Camda buhar, içimde unutulmuş bir isim.
Gökyüzü sessizdi; yıldızlar soğuk ve uzaktı,
Gecenin omzuna başımı koydum,
sessizlik usulca kalbime çöktü.
Bir yıldız söndü içimde —
belki ben de onunla sönüyorumdur.
Zaman, kendi kuyusuna düşen bir düşünce gibi,
Bir şeyler bize geç kaldı
Biz bir şeylere geç
Bedel ödeyen biz olduk
Mutluluk hep kendini arattı
Bir şeyin kulpu olur da
insanın kendine olmaz mı?
Tutacak yer arar dururuz
düşmeden, dağılmadan,
görünmeyen bir çizgiye asılıyken.
Kum taneleri gibi dağıldım sevdam
belli kavuşamayacağız bu dünyada
tükenen umudum değil ömrüm
ölüm gülümser olmuş bana
Bir acayip olurum özlemin vurunca
Hayat yığını rüyalar
Gün tutuşur
Gül tutuşur
Gündüz ve gece
Kadın ve erkeğe benzer
Sevda sözcüklerin bana değil elbet
Denizlerin mehtabına uyandım yine
Bir yanım cehennem bir yanım cennet
Seven hiç olur mu sevda mağduru
Neler hissettirdin bana sen öyle yar
Mecburiyet doğuyor benden sana
aşk oldu mu teslimiyet oldu mu
mahcup hissederim kendimi
anılarla avutunca yüreğimi
Uzaklar efkarımdan bana yol olur




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!