Aşk, bir sözcük değil, bir sessizliktir,
Kalbin kendi kendine düşündüğü andır.
İki ruh birbirine değdi mi,
Evren susar, zaman kendini unutur.
Biz, bir anın iki ucuyuz belki;
Bir melodiyle başlar her şey,
duyulmadan önce hissedilen.
Kalp, kendi ritmini unutur
başka bir kalbe kulak verince.
Aşk bir notadır,
Gözlerin bir deniz, içinde kayboldum,
Kalbimi sana verdim, geri alamadım.
Bir gülüşün yeter, bin derde daldım,
Adını andıkça, yeniden doğdum.
Yollar hep sana çıkıyor nedense,
Bir gül açar sensiz her gecemde,
Kokusu kalbime dolanır sessiz.
Adını yazarım her hecemde,
Ateş olur içimde, yanar gizsiz.
Gözlerin bir deniz, ben bir damlayım,
Aşk, kelimelerin en ağır yükü.
Söyledikçe eksilir,
Sustukça büyür.
Bir bakışın içindeki evren kadar derin,
Bir kalp atışının arasındaki sessizlik kadar yakın.
Bir bakışın, sessiz bir soruydu:
“Ben kimim, senin varlığında?”
O an anladım, aşk bir yön değil,
Bir açıklık — varoluşun kendini duyduğu an.
Seninle dünya daha gerçek oldu,
Sen gelmeden önce
zamanın bir anlamı yoktu,
saatler sadece boşlukta sallanan bir ağırlıktı.
Seni gördüğümde,
her bakış bir seçim oldu,
Aşk, ne bir başlangıçtır ne bir son,
Sadece varlığın kendi yankısıdır.
Bir kalp başka bir kalpte kendini arar,
Ve bulduğunda evren yeniden doğar.
Sevgi, yalnızca his değil, bir düşüncedir;
Aşk, ne bir başlangıçtır ne bir bitiş —
iki varlığın arasında değil,
varlığın kendisinde doğan bir sessizliktir.
Kalp, bir anda kendine yabancı olur;
ben dediğin çözülür,
Senin sesinle başlıyor sabahlar,
Bir maden gibi ağır,
Bir bakışın, bin yıllık bir element.
Kalbim —
Bir laboratuvar gibi çalışıyor içinde,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!