An gelir, susar kelimeler,
Bir bakış yeter anlatmaya.
Kalbinde saklı bir ezgi gibi
Çalar hayat, usulca, yara yara.
An gelir, düşer aklına eski bir gün,
Bir rüzgâr eser içimde usulca,
Tozlu bir defter açılır ansızın.
Sayfalarında eski bir gül kurumuş,
Kokusu bile kalmış yarım yarım.
Bir pencere kenarında kalmış sesler,
Hayat…
Bir soru gibi başlar nefesle,
Cevabıysa hep başka bir soruda gizlenir.
“Niçin varım?” der insan,
Ve sessizlik, kadim bir bilgelikle gülümser ona.
İnsan doğar ama insanlık seçilir,
Kalp neyle dolarsa, dil onu biçer.
Güzel söz söyle ki güzellik bulaşsın,
Kırarsan bir kalbi, dostluk uzaklaşsın.
Az konuş, çok dinle, özünü ara,
Bir küçük kız gördüm
Bir kelebeğin peşinde koşan
Bu umuttu genç kıza
Bir özgürlüktü adeta
Bende gençtim bir zamanlar
Ama ben hiç kelebek peşinde koşmadım koşamadım
Aşk, iki bedende yankılanan
tek bir varoluş cümlesidir.
Ne başlar, ne biter —
sadece biçim değiştirir.
Bir bakışta evreni görürsün,
Her sabah uyanmak seninle,
Güneşin doğuşu gibi içimde.
Ellerin elimde, bakışların gözümde,
Mutluluğun resmi, seninle her anım.
Sözcükler fısıldarız rüzgara,
Gözbebeklerimin uçurumunda durma sevdiğim
göz pınarlarımda biriktirdiğim her damla aşkı
gönül seli gibi akıtmak isterken senle doldum taştım
içten yandım damla iken bende derya oldun taştın
Beni tutsak etmek istiyorlar bir sevda çıkmazında
Acıyı bir ben bilirim
Birde benden olan
kendimi bin parçaya böldüm
Toprağa her can verdiğimde
Erken yaşlandım bu hayatta
Bir cehennem uyur içimde
ara sıra coşar hasretinle
söz dinlemez asidir
hicranım var gönül kafesinde
bir ateş büyür benim içimde
arındırır beni aşkın gölgesinde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!