Emekçiler zor günde bile el ele
Tohumlarını sevgiyle serpiştirir
Güzel bir koku var alın terinde
Yeni bir gün doğarken filiz verir
Minnet ve şükranla emekçilere
Helal rızık iyi bir yaşam içindir
Adalet…
Bir terazidir belki,
Ama kim tutar teraziyi?
Eli güçlü olan mı,
Yoksa gücün ağırlığını bilip
Eğilmeyen mi?
Hayat nedir bilmeyen ölümle yıpranan
Zerre mutluluk kırıntısı kalmışsa kuytu köşede
O mutluluğu okur mu allah diye insan
Şayet allah kimi zaman
Susayanın bulduğu su
An gelir, susar kelimeler,
Bir bakış yeter anlatmaya.
Kalbinde saklı bir ezgi gibi
Çalar hayat, usulca, yara yara.
An gelir, düşer aklına eski bir gün,
Bir rüzgâr eser içimde usulca,
Tozlu bir defter açılır ansızın.
Sayfalarında eski bir gül kurumuş,
Kokusu bile kalmış yarım yarım.
Bir pencere kenarında kalmış sesler,
Hayat…
Bir soru gibi başlar nefesle,
Cevabıysa hep başka bir soruda gizlenir.
“Niçin varım?” der insan,
Ve sessizlik, kadim bir bilgelikle gülümser ona.
İnsan doğar ama insanlık seçilir,
Kalp neyle dolarsa, dil onu biçer.
Güzel söz söyle ki güzellik bulaşsın,
Kırarsan bir kalbi, dostluk uzaklaşsın.
Az konuş, çok dinle, özünü ara,
Bir küçük kız gördüm
Bir kelebeğin peşinde koşan
Bu umuttu genç kıza
Bir özgürlüktü adeta
Bende gençtim bir zamanlar
Ama ben hiç kelebek peşinde koşmadım koşamadım
Aşk, iki bedende yankılanan
tek bir varoluş cümlesidir.
Ne başlar, ne biter —
sadece biçim değiştirir.
Bir bakışta evreni görürsün,
Her sabah uyanmak seninle,
Güneşin doğuşu gibi içimde.
Ellerin elimde, bakışların gözümde,
Mutluluğun resmi, seninle her anım.
Sözcükler fısıldarız rüzgara,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!