Bir rüzgâr esti adının ardından,
göğsümde bir ırmak kabardı sessizce.
Gözlerin — bir gece vakti denizidir,
bakmaya korkarım, kaybolurum içinde.
Seninle başlar sabahların kokusu,
Ey yarim pusu gözlüm
Hasret mevsiminde sevdam
Dönülmezlerden aldın sen beni
Suç saymadın sana yanışımı
Kara gecede sardın sen beni
Karanlığın içinden yükselir bir ses,
“Artık yeter!” der,
“gözlerimizdeki zincirleri parçalamanın vakti geldi.”
Her put, taş değil yalnızca,
her put, suskunluğun, korkunun,
ve boyun eğmişliğin gölgesinde büyüyen bir yanılsama.
Racon sevmektir şimdi
Gönül yükünü ağır görmeyerek
Edebi elden ederiyle bırakmadan
Güzeli güzelce sevmeli her insan
Göz esareti altında rehin yüreğim
şiirlerim yüreğimi çağlara duyurur
kalp atışında sevgiliyi anar durur
özlem anında beni hep aşkla vurur
Ne karanlıklar bıraktım arkamda
Ne bir kuşun kanadı kırılsın
Ne bir insanın yüreği yansın
Niyet o dur ki aşk ferman yazsın
Evet mümkündür çok şey istedik belki
Ama ödediğimiz bedeller daha büyük
Fırçamı daldırdım sessiz renklere,
Kâğıt bir rüya şimdi ellerimde.
Ne kalıp ararım ne de bir sınır,
Gönlüm nereye isterse oraya kırılır.
Bir çizgi başlar içimin ucundan,
Rojinamın —
Adınla başlar sabahın anlamı,
Işığınla uyanır içimdeki evren.
Sensiz her gün, yarım kalan bir doğuştur,
Güneş doğsa da ben karanlıktayım.
Kör kuyu içinde bir zindan
Şarap rengi tüm duvarlar
Acının beşiğin de durmuş zaman
Bir çocuk umut ediyor hala
Özgürlüğe can kurban
Tel örgüler sınırları kuşatmış
Benim ruhum azapta anlıyorum
bir ölüm kaldı kendini özleten
arta kalan zamanlarda da sen
hayat azap olmuş yokluğunda
Yokluğum varlığından uzak değil bunu bil




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!