Bir boşluk büyüyor içimde,
Adını fısıldayan rüzgârın bıraktığı…
Ne kadar dokunsam, o kadar uzaklaşıyor,
Seninle aramda uzayan zaman.
Geceler uzun, yıldızlar suskun,
Sessizliğin nabzında atar adın,
Gecenin perdesinde yankılanır sesin.
Bir boşluk var içimde, tarifi zor,
Her zerremde seni özlerim, bilirim.
Uzak bir deniz, derin bir nefes,
Geceler uzun, içim serin serin,
Ruhumda yankı, kalbimde derin.
Bir nefes gibi geçtin içimden,
Beni istiyor, özlem derinden.
Hasretin dokunur her bir yana,
Ben miyim şimdi serseri mayın
Ya da zifiri karanlığın kalbine kör kurşun
Boşaldıkça kadehler uçurumlar büyüyor
Ölüyorum sana özlüyorum seni
Ah yine deli bir davet tetikliyor yüreğimi
Cennet dedigin bir gül bahçesi
Eskiyen zaman hep pas tutmuş
Divane gönlün yar aşktır hanesi
Gül can pare bülbül sesine vurulmuş
Yare ermektir aşk avuç içinde gül izi
Bak bir can canan demiş ve susmuş
Bir yaprağın ucunda uyandım bu sabah,
gökyüzü, bilmediğim bir dilde sessizdi.
Ben kimim dedim, sesim yankılandı —
bir tırtıl kadar kırılgan, bir rüya kadar gizliydi.
Kabuğumdan taşan bir sızı var içimde,
Pasur’un rüzgârında ince bir hüzün yürür,
Tepelerin gölgesine yaslanmış eski bir çağ gibi.
Taşların hafızası var burada—
Konuşmazlar, ama her susuş bir insan ömrü kadar derin.
Zamanın saklı bir kuyusu Pasur,
Alnına düşen o incecik, ipekten gölge,
Sanki yüzünde keşfedilmemiş gizli bir bölge.
Rüzgâr her estiğinde savrulan o perçemler,
Ömrüme baharı getiren en zarif demler.
Gözlerin, o siyah tellerin ardından bakar,
Gece, ismini fısıldadı suya,
yıldızlar sustu — dinledi.
Bir kapı aralandı içimde,
anahtarı görünmeyen.
Gölgeler yürüdü duvarlarda,
Bir daire çizdim, uçsuz bir düş,
Başladığım yere hiç varamadım.
Çünkü her dönüşte,
Bir sayı daha fısıldadı evren kulağıma ve sustu.
Bir sessizlik vardı, dairenin içinde,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!