Aldatıcı mutluluk hakikatı sunmaz
İnsan hep bir boşluk ta sallantı da
Der çoğu vakit ama duymayı unutur
Bakar ama görmekten habersiz
Sana aşk denir gülüm
beni sorma gitsin
hani ay ışığı gibisin
ben zifiri bir karanlık
Vurgunum sana ta gönülden
Ruhumun sığ sularında bir gemi batıyor sessizce,
Sana doğru her bakışım, bir kentin ışıklarını söndürüyor.
Göğsümde vuran bu ritim benim değil artık,
Adını her andığımda, zaman bir kum saati gibi tersine dönüyor.
Yüzün, en kuytu rüyalarımın tek aydınlık odası,
Bir gece sessizliğinde adını duydum,
rüzgâr bile senden söz ediyordu.
Ay, tenine dokunur gibi parlıyordu gökyüzünde,
ve ben, varlığını hissetmekle yetindim.
Gözlerin...
Bir gül açıyor içimde her sabah,
Adını duyunca titreyen ince yapraklarla.
Rüzgâr senden eser, gökyüzü seninle parlar,
Gözlerimdeki bütün maviler, senden ödünç alınmış.
Sensizken sokaklar suskun bir keder,
Bir rüzgâr esti adının ardından,
göğsümde bir ırmak kabardı sessizce.
Gözlerin — bir gece vakti denizidir,
bakmaya korkarım, kaybolurum içinde.
Seninle başlar sabahların kokusu,
Ey yarim pusu gözlüm
Hasret mevsiminde sevdam
Dönülmezlerden aldın sen beni
Suç saymadın sana yanışımı
Kara gecede sardın sen beni
Karanlığın içinden yükselir bir ses,
“Artık yeter!” der,
“gözlerimizdeki zincirleri parçalamanın vakti geldi.”
Her put, taş değil yalnızca,
her put, suskunluğun, korkunun,
ve boyun eğmişliğin gölgesinde büyüyen bir yanılsama.
Racon sevmektir şimdi
Gönül yükünü ağır görmeyerek
Edebi elden ederiyle bırakmadan
Güzeli güzelce sevmeli her insan
Göz esareti altında rehin yüreğim
şiirlerim yüreğimi çağlara duyurur
kalp atışında sevgiliyi anar durur
özlem anında beni hep aşkla vurur
Ne karanlıklar bıraktım arkamda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!