Sürgün dediler
Ben bir kurşun oldum
Sen bir namlu
Vurgunluğum dile geldi
Hedef olmuştum bir vakit
Anılar yaşıyor insan ölüyor
Gölgeler mesken tutmuş
Ruh ölmüş beden çürüyor
Gittiği yerde mutlu tüm kuşlar
Yağmur damlasında akıp gidenler
Geçiyor mevsimler, sen hep aynısın,
Bir bakışınla başlar gecem,
Bir susuşunla biter.
Kalbim, adını ezberlemiş bir dua gibi,
Her çırpınışında seni zikreder.
Unutmak, insanın kendine verdiği en zarif affediştir.
Ne bir siliniştir,
ne de bir kayboluş —
sadece hatıranın artık acıtmadığı bir sessizliktir.
Zamanın elleri yavaşça dokunur belleğe,
Bir zamanlar sen vardın yanımda,
gözlerinle doldururdun gecemi.
Şimdi yalnız bir rüzgâr fısıldar adını,
ve ben hâlâ ararım seni sessizliğimde.
Ellerin ellerimde değil artık,
Bir zamanlar, rüzgârın bile hatırlamadığı bir kıyıda,
Sessizliğin elleriyle örülmüş bir sığınak vardı.
Ne taş duvarı vardı, ne kapısı, ne de eşiği —
Yalnızca unutulmuş düşlerin yankısı dolanırdı içinde.
Orada, zamanı terk etmiş rüyalar yaşardı;
Eski yara umarsız kanar aşkla
Kor alev şair olur bir çift göz şiir
Dizeler ekmek kokusu gibi sıcak
Ve bazen toprak kokusu gibi hayat
Gülümser dört duvar zincir sesi
Bulutların serseriliği tutmuş yine
Ben deli bir mayın, asi bir çocuk
Önümde sürgün özlemin eliyle
Firardayım, ecel teri döker gibi
Ses var, görüntü yok umutsuzca
Gözlerimi açtım —
ama dünya değil, kendim aydınlandı.
Çünkü ışık dışarıda değilmiş,
benim içimde gizli bir mühürmüş:
Bir damla farkındalık,
Bir ömürlük sır.
Ben seni sevdim ya canım
En güzel anlamları yükleyerek
Kendini asla borçlu his etme
Bırak üstü kalsın hayırlısı bu
Zaten bu borcu ödeyemezsin
Aşk mevzu bahis kolay değil ki




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!