Gecenin koynunda usulca büyürken
Bir yıldız düştü, kalbime değdi.
Sonsuz bir hüznün şarkısı gibi
Kelimeler içimde yankılandı.
Ay sustu, rüzgar da konuşmaz oldu,
Mürekkep hiç kurumadı
Feryatlar hiç susmadı Sonra
Şiire ölüm karıştı
En acıklı olan da buydu
şair hiç tanımadı hayatı hiç yaşamadı
Bu ferman kimin di
Ne yanışımın bir yarını var sende ne de kalışımın
ben yanarak aşkı bulmuşum inan hepsi bu
ne aşkın bir yarası var bu gönülde ne de hatırası
sadece aşkı yanarak sevmişiz inan hepsi bu
yanmaktan öteye gidemedik sevdamız
hasret hep hüzün olmuş aşk deryasında
Uzun bir yolculuktu, bekleyişle dolu,
Her adımda sen, her anımda umut.
Şimdi bitti hasretin dikenli yolu,
Gözlerinde parlayan sonsuzluk umut.
Denizler aşıldı, dağlar delindi,
Herşey den önce diyorum
Kaybolmuşuz biz
Peki gölge mi oluyor şimdi
Bu çırpınan benler
Kimi ilkler sona hasret
Hayat acımasız maalesef
Şehrin üstüne gece iner yavaşça,
Pencerelerde suskun ışıklar yanar.
Bir piyano sesi, ince bir sızı gibi,
Kalbin en gizli odasına sızar.
Adam yürür, düşünceleriyle yan yana,
Özne sandım kendimi,
cümleye ben başladım sanırken—
meğer sen gelince
fiil anlamını bulmuş.
Bağlaçtın sen,
Herkes çocuk sahibi olmamalı,
Her kalp taşımaz bu ağır yükü.
Bir hayat var, bir umut var içinde,
Herkes aşamaz bu yokuşlu yolu.
Sevgiyle büyütmek gerekir,
Katedralin gölgesinde bir beden yatıyordu,
mumlar titrerken harfler kanla yazıldı.
Bir çember, bir haç, bir gül —
her biri bir parça, kayıp bir hakikatin yankısı.
Sanat sustu o gece,
Dünya kanıt istiyor,
neden sevdiğimi soruyor bana—
oysa sevgi,
ispatlandığı anda
kendini inkâr eder.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!