Öyle bir ateş var ki
Gönül mabedinde sır gibi
Gözyaşları aksa ne fayda
Bu ateş aşk ateşidir
Düğüm içinde düğüm gibidir
Sadakat ister bu ateş
Sen hiç gül gördün mü
Gördüysen anlatır mısın bana
Kusura bakma ben hiç gül görmedim
Bir tek işkence gördüm ölümler içinde
Umut ektim yeşerir diye gökyüzüne
Gözlerinde donmuş eski bir yemin,
Bir aşkı saklarsın dikenli dilin.
Kalbin sur çekmiş her duvarına,
Sevmek mi? Yasaktır… Giremez kimse.
Sana dokunmak, bıçakla yürümek,
Yanlış giden bir şeyler var
Ya da yine en büyük yalan benim
Bilmem bu kanamalarım neden zamansız
Bilmem neden kendimi kandırıyorum
Ah yine paramparçayım güzelim
Yine her yanım alev alev
Evren akar —
Ne rastlantı vardır, ne tesadüfün soluğu.
Her dalga, her düşünce,
Bir zorunluluğun sessiz yankısıdır.
Ben de o akışın bir damlasıyım,
Yüzünün şafağına düşen o siyah gölge,
Bir şairin ömrünü adadığı mukaddes bölge.
Düğüm düğüm olmuş o zülfün her bir teli,
Sanki bir efsunla bağlamış esen yeli.
Gül yanağına değen o kıvrımlı uçlar,
Gecemiz sen hadi uyan şafaklara
biz ki doyduk karanlığa zulme acıya
gecemiz sen hadi sarıl şafaklara
biz ki hasret kalmışız baharlara
Kan uykusu sürgünlüğe gebe
Ferman hayat atar dışarı ölüm alır içeri
girdaba düşen kıramıyor zincirleri
Hüzün ve mutluluk içtima alır firar var mı diye
firar gezen eşkıya olmuş bir hasret vakti
Üstte neyse, altta da odur,
Işıkla karanlık aynı kökten.
Ruhum bir aynadır, içi doludur,
Gizli bir sözle başlar her döngüden.
Merkür sessizce akar damarımda,
Yol bir çizgi değil sadece,
Sabır ister, emekle geçer.
Adım adım yürür insan,
Kimi taşlı, kimi çiçekler.
Yolda kalma, yoldan şaşma,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!