Bir boş sayfa önümde suskun,
Kalem elimde, içimden yorgun.
Ne yazsam eksik, ne silsem kalır,
Bir cümle başlar, ucunda yanılır.
Karalıyorum usulca geceleri,
Kandırıldık yıllarca umutla, yalanla,
Akıl cebinde durur, kullanmaz çoğunlukla.
Aziz Nesin der ki: “%90 yetmez bazen,
Cahillik kol gezer, sarar dört bir yandan.”
Sorma derler, sus derler, boyun eğmeye çağırır,
Adam nefes nefese göz gezdirdi etrafa
Tedirgindi yabancıydı olduğu yere
Ve uzaktı gözünün değdiği yaprağa
Bir çocuk sesi duymaya başladı
Uyuyan gözlere yavaşça ışık serpin,
Rüyaların perdesi incelip düşsün usulca.
Gecenin nabzı hâlâ karanlıkta atar,
Ama bilirim, her karanlık doğuma gebedir.
Bir kıvılcım yeter bazen —
Gittin… Ardından sessizlik büyüdü,
Zaman durdu sanki, içim üşüdü.
Bir resmin kaldıysa solmuş bir gülde,
Kokusu sendedir, hâlâ özüde.
Geceyi dinliyorum, adını duyar gibi,
Uzakta olsan da, kalbimdesin hep,
Her gece adını fısıldar rüzgâr.
Bir özlemin içinde büyür sevgim,
Sensiz geçen zaman, eksik bir bahar.
Gözlerim yollarda, düşlerim sende,
İçimde uzun bir yol var,
Adımlarım senden öğrenilmiş.
Her durakta biraz suskunluk,
Her susuşta bir ihtimal birikmiş.
Gökyüzü bugün bana benziyor,
Sessiz bir ışık sızar ilk sabaha,
Henüz ad konmamış bir anın içinde.
Ne ben varım, ne yokluk tam orada —
Yalnızca bir nefes, sonsuzluğun eşiğinde.
Bir kıvılcım düşer evrenin alnına,
Aşk nedir, bilmem tam adıyla;
Bir varlık mıdır, yokluğun yankısı mı?
Belki Tanrı’nın iç çekişidir insanda,
Belki de ruhun kendi suretine özlemi.
Senin gözlerinde bir sonsuzluk var,
Zaman, kendi omzuna yaslanmış bir nehir,
akıntısı kendine dönen bir düşünce.
Ben, var olmanın yankısıyım —
hiçliğin kulağında fısıldayan bir soru.
Bir taş, kendini hatırlarken ağlar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!