Öyle bir boşluktayım ki keko
Her şeye boş vermişim inan
Kılık kıyafetime yiyeceğime hiç bakmıyorum
Sakalları mı bir vakit kesmiş olsam da
Saçlarıma daha kıyamamışım
Eğer sakallarımı da kesmeseydim
Bir kelebek kanat çırptı,
ve kaderin kalemi titredi.
Bir fısıltı, bir nefes, bir hata —
ve evren yeniden yazıldı sessizce.
Düzen mi vardı,
Bir kelebek çırptı kanadını,
hiçliğin solgun sabahında.
Rüzgâr, henüz adını bilmediğimiz
bir kaderin omzuna kondu.
Bir titreşim — evrenin damarında,
Henüz anlam doğmamışken
dilin kıyısında bekler bir titreyiş,
sessizliğin göğsünde saklı
ince bir nefes gibi.
Sonra —
Beyaz bir sayfanın ıssızlığında,
Bir mısra filizlenir sessizce içimde.
Ruhumun en kuytu, en derin katında,
Hayat bulur duygular, kelime kelime.
Dizeler yan yana gelir el ele,
Hayat gibisi yok derler
Ölünce oku bu kitabı
İnsan cahil insan aciz
Göz kör olunca hani
Görülmeyen suçlu olur
Ben, kendi zihnimin yarattığı o muazzam gurbet,
Ne bu tende sığınak buldum, ne bu akılda selamet.
Dışarıda akan nehir, içimdeki durağanlığa yabancı,
Her bakışım eşyaya eklenen, yeni bir "niçin" sancısı.
Madde mi ruhun gölgesi, yoksa ruh mu maddenin sızısı?
Gözlerimde birikir her akşamın kederi,
Benliğimde yaşarım bu meçhul seferi.
Ruhumun aynasında kırık bir düş gizlenir,
Silerim hatıradan o tozlu perdeleri.
Yürürüm ıssızlığın en derin yollarında,
Zincir yok, pranga yok ayakta,
Ama sormadan yürüyorsam, özgür müyüm?
Bir seçim yaparken bin gölge varken,
Gerçekten ben mi seçiyorum, kimim?
Özgürlük — bir boşluk belki,
Ruhumun kıyısında devrilir sığ dalgalar,
İçimde kimsenin bilmediği bir lisan var.
Herkesin geçtiği yollar bana dar gelir,
Benim göğümde yalnızca kendi kuşlarım uçar.
Bir aynayım, sırrım dökülmüş, bakışım duman,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!