Bir çağ başlar kalpte, bir kıvılcımla başlar sevgi,
Ne dağ dinler, ne deniz, ne de zamanın eski bilgeliği.
Bir bakışta yazılır kader, bir gülüşle kırılır zincir,
Sevmek, insanı Tanrı’ya yaklaştıran en eski sevinçtir.
İlk çağlarda ateşi bulan el titrerken yalnızlıktan,
Bir ses duydum içimde,
Adını fısıldıyordu rüzgâr.
Gözlerimle değil,
Kalbimin hatırladığı bir yerden tanıdım seni.
Ne vakit gün batımı kızıla dönse,
Geceler bilirim ben gözyaşı içinde
Gökyüzüne sitemli bir yürek gibi
Bir rüzgarın bakışında durur
En soylu kavgada sevda seli
Savrulmamış duygularda durur
Gözlerden akıtılmamış damlalar
Sevmeyi sevdim ben bulutu gördüm
Yağmur taneleri yağmaya aşk ister
Kalbim yangın seninle söndüm
Birşey var herşey gibi içten içe
Ve buna aşk diyorlar inanılmaz
Gönlüme yağan aşk taşan sen sevgili
Kadın aşktır
Aşk can için gıdadır
Sevmek iyileştirir
Sevilmek ruhu besler
Bir kadın da ne yok ki
Mona Lisa’nın gülüşüyle başladı fısıltı,
Bir sırrın nabzı attı Louvre’un taşında.
Zaman, parşömen gibi kıvrıldı ellerde,
Bir kelime eksik — bir tanrı fazla.
Gölgeler, bilgiyle yıkanmış mumlar,
Gecenin koynunda usulca büyürken
Bir yıldız düştü, kalbime değdi.
Sonsuz bir hüznün şarkısı gibi
Kelimeler içimde yankılandı.
Ay sustu, rüzgar da konuşmaz oldu,
Mürekkep hiç kurumadı
Feryatlar hiç susmadı Sonra
Şiire ölüm karıştı
En acıklı olan da buydu
şair hiç tanımadı hayatı hiç yaşamadı
Bu ferman kimin di
Kapısını usulca araladım
duvarları kelimeden örülü bir yere;
ne saat vardı içinde
ne de dışarıya açılan telaş.
Masalarda yarım dizeler,
Seni görmeye göz istemem
Gönül gözüm seni görüyor zaten
Seni duymaya kulak istemem
Duygularım duygularına eş kalben
Ömür bir saat ise gönlüm sana kurulmuş sığınağım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!