Acz-ı beşeri şaha çıkar
bâriz dir alem duyar
bâtın ayna yüzleşmeden yana
câfî hesap kitap unutulsa da
beka hidayet aşk makamında
dirayet gösterir ehl her daim
Sen bir bahar, ben dalında çiçek,
Gözlerinle başlar her güzel gerçek.
Bir bakışın yeter, dünya durur,
Kalbim seninle bir ömre kavuşur.
Rüzgâr taşır adını uzak diyarlara,
Bir yürek taşıdım köz gibi içte,
Sessiz gecelerde yanar tek başıma.
Rüzgârlar savurdu nice düşleri,
Ama eğilmedim, bir söz uğruna.
Dava dediler, bir çağrıdır sanki,
Bir sancak yükseldi ufukta, yürekler titredi ansızın,
Adaletin, hakikatin, onurun çağrısıydı bu kızgın.
Yürüdü bir yiğit, gölgesi düşman ordusundan geniş,
Davası vardı; ekmekten kutsal, hayattan daha serin bir iç.
Ne altın için yürüdü, ne taht, ne de şan isterdi,
Dedim ve dedi ki
Öldüğüm ne gömüldüğüm ne bilmiyorum
Öyle bir evredeyim ki
içimde ki şer güruh git gide uyanıyor
içimde ki ilah git gide ölüyor
Yeni bir görev var.
Su diliyle kodlama yapılacak.
Şifreyi çözen suyla yıkanacak.
Arınma için bir yıkanma yeter.
Centilmenlik yasası konuşur.
Demir parmaklıklar çizdi ufkumu,
Gökyüzü şimdi bir kare kadar.
Dışarıda rüzgâr özgürce eserken,
İçimde sessiz bir fırtına var.
Ellerim değmez artık sabaha,
Dağların gölgesinde başlar hikâyem,
Rüzgâr taşır eski zamanlardan sesimi.
Ben bir dengbêjim, yitik bir öykünün taşıyıcısı,
Her kelimem bir ağıt, her nefesim bir tarih.
Taş yolların sessizliğini dinlerim,
Ölenle ölünmez, dedi.
Hayatsın, gidersen ölürüm, dedim.
En güzel hikayemdi, bitti.
Benden giderken bile onu sevdim.
Ahengi var, adaleti yok dünya.
Tarihle aşkı yazıyorum,
kronolojiyi bozan
bir duygunun izini sürerek.
Çünkü aşk,
takvimlere sığmaz;
ama her çağı değiştirir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!