Bir serin akşam, rüzgâr esti ansız,
Yüreğimde sensiz bir hüzün uyandı.
Gökyüzü sustu, yıldızlar bensiz,
Bir hayalin içimde yankılandı.
Gözlerin, denizin mavisinden derin,
Rüzgâr esti bugün,
ve ben hiçbir şey sormadım ona.
Çünkü rüzgâr, yalnızca geçer,
ve geçmek onun doğasıdır.
Ağaçlar eğildi biraz,
Ve tesbih kopar
Taneleri dağılır
Sabır biter
Vakit yangındır
Ustura ağzı kanar
Öfke beladır
Sabahın ilk ışığı düştü tarlaya,
Toprak uyanıyor serin sabaha.
Bir horoz ötüyor uzak bahçeden,
Yankısı doluyor her taş, her beden.
İnekler ağır ağır iner yokuştan,
Ey vurgun kaldığım gece gözlüm
Senin şafaklarla uyanışın
Benim gece içinde ölmemdendir
Hadi kalk gel cansız bedenimi sar
Ben şafaklarla uyanamadım hiç
Hadi kalk cansız bedenimi al
Ey gece meçhule salma beni
Diz çökmedim çökmem ben
Prangalar tesbih olmuş
Zindanlar ise hep yurt
Artık infazımı erteleme
Ya vur ya da sal gideyim
Geceyi delerken sessiz bir düş,
Adını fısıldar yorgun bir kuş.
Kalbimde açan solgun gülde,
Senin gülüşün var, ey gülüm, düşümde.
Gözlerin deniz, sabahı bekler,
Ben yaşamayı bilseydim
böylesine ölmezdim
ben ölebilseydim
böylesine acı çekmezdim
Ne hayat var kıyılarımda
Hava dolar ciğerlerime —
görmediğim bir hakikatin ağırlığıyla.
Azot kadar sessizim,
oksijen gibi yanmaya meyilli.
Duygularım da gaz aslında:
Ne senin sınırların ne de benim sınırlarım,
Bu aşkın haritasında siliniyor kıyılar.
Döküldü dilden o en mahrem sırlarım,
Şimdi içimde senden öte bir derinlik var.
Eksildim sandıkça sende çoğalmaktayım,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!