Soldurun artık öfkeyi
Ne varsa sevgi de kardeşlikte var
Barış güvercinlerini gökyüzüne salın
Silahlar gömülsün silahları gömün
Güzel günler aşkla daha yakın
Sabahın ilk çizgisinde
senin adın saklı sanki;
gözlerimi açınca
dünya biraz daha yumuşar,
biraz daha bana benzer.
Toprağın kalbinde uyur eski çağlar,
Her çiçekte bin yıl, her ağaçta sır.
Rüzgârla konuşur kırların dili,
Taşların sessizliği bile bir anıdır.
Yeryüzü, sabrın en güzel adıdır,
Yeryüzü, sen ana gibi sıcak,
Toprağında saklı binbir umut.
Ayak bastığım her adımda,
Bir hikâye fısıldar sessizce tohumun.
Yeşilin en derin tonuyla süslenmişsin,
Toprağın koynunda uyanır bahar,
Güneşle yıkanır yeşil yapraklar.
Serin meltemlerde rüzgârın sesi,
Dağların eteklerinde bir efsane gibi.
Çiğ tanesiyle parlar sabahın ilk saati,
Yol karanlıksa da gidilir
yiğide cehennem mi dayanır
cehennem olunmadı mı zulme
yiğide kıyamet yakışır
Ben yiğidim cennetim şehadetimdir
Öyle bir ateş var ki
Gönül mabedinde sır gibi
Gözyaşları aksa ne fayda
Bu ateş aşk ateşidir
Düğüm içinde düğüm gibidir
Sadakat ister bu ateş
Gözlerine sürme sürmüş
Sol yanım yine yarelenmiş
Şiire benzeyen yar aşkı övmüş
Bir sefam bin cefaya bedelmiş
Gönül nazı sevdiğine geçer
Yasak bir duygu gibisin
duygulandıkça içim yanıyor
kördüğüm oluyorum senle
susmuyor gönlüm sen diyor
Hangi zindan uğrar bana sevgili
Haz, dudakta bir kıvılcım —
dokununca yanar, dokunmayınca üşür.
İnsan, ateşle su arasında doğar;
bir yudum günahla öğrenir varlığını.
Yasaklar...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!