Cesur şövalye, gonca gül süvarisi
Bir mabet içinde yücelen asil aşk
Gül, kırmızı ay, coşkun suda bilmece
İz bırakan güzelliklere gönül vermeli
Sırrını aşikar eder, ehli bilir mutlak
İnanca hizmet, davaya övgü halinde
İki yılan sarılır birbirine,
karşıtlıkların sonsuz dansı;
biri göğe tırmanır,
biri toprağa iner,
ama ikisi de aynı sırla parlar.
Güzelliğin bir ilahı olabilir
Olmasa da yaratırlar
İnsanoğlu süsleme işinde usta
Hakikat bile olsa yine değişmez
Sağdan soldan batılı takıp takıştıracak
Göğe uzanır üç tahta direk,
Rüzgâr susar, dağlar bile eğilir.
Bir can, iki elden akarak gider,
Ve dünya, o an içinden devrilir.
Çivi sesidir yankılayan zaman,
Bir ceviz ağacının gölgesinde,
Toprak kokardı elimde, dizimde.
Rüzgâr, annemin sesi gibi yumuşak,
Zaman yoktu, saat susardı gizlice.
Lastik topum vardı, göğe sektirirdim,
Yık beni ilkin, çöz bütün bağımı,
Solve desin gece, dağılsın benlik.
Sil göğsümden sahte her anlamı,
Kalsın özüm — çıplak, suskun, gerçek.
Kır aynaları, un ufak et sureti,
Hesapta yoktu bu güzellik
Yine de iyi geldi iyi oldu gülüm
Cumartesi marifeti şahane
Gece yolcudur şimdi gül yüzlüm
İki dirhem muhabbet edelim biz
En güzelinden yine hasretle
Ey kalbim, sen ki bir mezar kadar sessizsin,
ve yine de her nabzında bir lanet yankılanır.
Tanrı mı sustu, yoksa sen mi öldün önce?
Gök bile tiksiniyor artık dualarımdan.
Bir zamanlar güzelliğe tapardım,
Acz-ı beşeri şaha çıkar
bâriz dir alem duyar
bâtın ayna yüzleşmeden yana
câfî hesap kitap unutulsa da
beka hidayet aşk makamında
dirayet gösterir ehl her daim
Sen bir bahar, ben dalında çiçek,
Gözlerinle başlar her güzel gerçek.
Bir bakışın yeter, dünya durur,
Kalbim seninle bir ömre kavuşur.
Rüzgâr taşır adını uzak diyarlara,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!