Geceye eğildim, yıldızlar sustu,
İçimde bin yıllık bir sır uyandı.
Ne dildir bu, ne de sessizlik,
Kalbimle konuştum… hak duymaktaydı.
Yollar vardı içime doğru kıvrılan,
Külle başladı her şey,
Sessiz bir yanışla…
Zamanın imbiklerinde damıtıldı kalbim,
Ve senin bakışınla altına döndü gölgem.
Aşk, bir deney tüpüdür aslında —
Rüzgarın fısıltısıyla buldum ben hayatı
Yağmur hiç yağmıyordu oysa
Şehirler yine tuzaktı bana
Ben kaçıp gitmek istesem de
Yakınlarda hiç dağ ova yoktu
Bir rüzgar vardı bana yoldaş olan
Bir rüzgâr geçiyor eski sokaklardan,
Adımı hatırlıyor taşlar hâlâ.
Bir gölge düşüyor kalbime usulca,
Senin sesine benziyor, solgun bir dua.
Zaman, kırık bir aynada titriyor,
Bir serin akşam, rüzgâr esti ansız,
Yüreğimde sensiz bir hüzün uyandı.
Gökyüzü sustu, yıldızlar bensiz,
Bir hayalin içimde yankılandı.
Gözlerin, denizin mavisinden derin,
Rüzgâr esti bugün,
ve ben hiçbir şey sormadım ona.
Çünkü rüzgâr, yalnızca geçer,
ve geçmek onun doğasıdır.
Ağaçlar eğildi biraz,
Ve tesbih kopar
Taneleri dağılır
Sabır biter
Vakit yangındır
Ustura ağzı kanar
Öfke beladır
Sabahın ilk ışığı düştü tarlaya,
Toprak uyanıyor serin sabaha.
Bir horoz ötüyor uzak bahçeden,
Yankısı doluyor her taş, her beden.
İnekler ağır ağır iner yokuştan,
Ey vurgun kaldığım gece gözlüm
Senin şafaklarla uyanışın
Benim gece içinde ölmemdendir
Hadi kalk gel cansız bedenimi sar
Ben şafaklarla uyanamadım hiç
Hadi kalk cansız bedenimi al
Ey gece meçhule salma beni
Diz çökmedim çökmem ben
Prangalar tesbih olmuş
Zindanlar ise hep yurt
Artık infazımı erteleme
Ya vur ya da sal gideyim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!