Bir serçe kondu cam kenarıma,
Gözlerinde senin gidişin vardı.
Sessizlik sardı dört bir yanımı,
Kalbim, ismini usulca andı.
Geceler uzun, sen yoksan eğer,
Yalnızlık, insanın kendine sorduğu en sessiz sorudur.
Cevabı yoktur — ama yankısı vardır,
ve o yankı, bazen bir ömür sürer.
Kalabalıkların ortasında bile
bir boşluk taşır insan,
Bir rüya gibiydin, sessiz ve ince,
Gözlerinle doğdu ilk sabahım.
Bir gül açtı solgun gecemde,
Adını fısıldar her ahım.
Ay ışığı düşer yorgun pencereme,
Bir odanın sessizliğinde oturuyorum,
Saatin tik takları, tek dostum gibi.
Camın ardında gece,
Ve gece kadar derin bir boşluk içimde.
Konuşsam, yankım kendime çarpar,
Yalnızlık,
bir yokluk değildir;
fazla farkındalıktır.
Sesler çekildiğinde
düşünceler yükselir,
insan kendine kalır.
Bir duvar daha çöker içimde
Sessizliğin tavanında asılı duran
Paslı bir zaman zinciri gibi.
Gölgeye benzer adımlarım—
Kendime varır, benden taşar,
Sonra yine bana kırılır.
Gece, sessizliğini üzerime örter,
bir keman yayının titrek sesi gibi
ruhumda ince bir çizik bırakır.
Kalbim, tek başına çalan bir piyano,
her tuşta bir boşluk,
her notada bir özlem saklıdır.
Elime siyahı verdiler gökkuşağını çiz dediler
Gökkuşağından dışlanmış bir siyah gibi kala kaldım
Sen yalnızlığı bilir misin sensiz sen dolu olan
Ben bilmek istemezdim ezberletti kendini bana
Hayat ne garip bir şey
Acı da mutluluk da bir gerçek
Ve ikisini de anlatmaya herşey yetersiz
Gerçek bir acıya gözyaşları tercüman olamaz
Ya da gerçek bir mutluluğa tebessüm ve gülüş
Ama yine de ağlıyor insan veya gülüyor
Aşk vuslat ya da
Özüne sözüne kavuşma
Kördüğüm kadar bağlılık
Ay vakti bir tutulma




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!