Ah ben yitik biriyim
Bir şu Diyarbakır
Bir de bu gözlerin olmasa
Ah ben bitik biriyim
Gözlerindir yara aldığım tek kavga
Hasretin gönülden geçip dilime düşmüş
Zarif bir kadın gibidir güzel İstanbul
Mabedi derya, afeti devran kendisi
Yiğit bir adam gibidir güzel diyarbakır
Sevdasına sadık, rengi surlar karası
İstanbul narin, kırılgan bir kadın gibi
Yiğit bir sevdadan olma, kırılganlık bu
Taşına yazılmış sevdanın adı,
Diyarbekir bir başka yaradır.
Mazide saklıdır her bir feryadı,
Tarihin dilinde canlı duadır.
Surları geçmişin sessiz tanığı,
Güneş doğar usulca dağın ardında,
Sis öper yamaçları sabah vaktinde.
Horoz sesi yankı olur taş duvarda,
Bir çoban yürür sessizce meraya.
Çimenler ıslak, geceyi anıyor,
Doğruyu bil, doğrudan şaşma,
Eğri yolun sonu çıkar yokuşa.
Hak yolda yürüyen düşse bile,
Başını eğer, yine kalkar yerden.
Yalanla büyüyen ömür kısadır,
Doğruyu seç, emniyetten şaşma,
Yalanla yürünmez hakikat yolda.
Bir söz düşün, gönle umut eker,
Bir söz de vardır ki kalbi söker.
Emek ver, sabret, zamanla görürsün,
Gölgeler krallığından geçiyorum.
Dokuzuncu kapı son durağım.
Son durakta sonsuzluk var derler.
Mutlu sonsuz olmak istiyorum.
Üç kitap var, biri gerçek orijinal.
İçimize dönelim hadi harbiden
Üstüne almıyor küfürleri hayat
Öğrenmiş olmamız lazım bunu
Up uzun nutuklar mekik dokurken
Mevsim yerde döşek yok eşşek çok
Bir ceviz ağacının gölgesinde,
Toprak kokardı elimde, dizimde.
Rüzgâr, annemin sesi gibi yumuşak,
Zaman yoktu, saat susardı gizlice.
Lastik topum vardı, göğe sektirirdim,
Yık beni ilkin, çöz bütün bağımı,
Solve desin gece, dağılsın benlik.
Sil göğsümden sahte her anlamı,
Kalsın özüm — çıplak, suskun, gerçek.
Kır aynaları, un ufak et sureti,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!