Bir nefesin ucunda başlar yol,
Ne doğu vardır, ne batı,
Zaman bir göldür — durgun,
Ve ben, suya düşen gölge.
Gözlerim kapalı bir âlemde,
Bir adım atarım, yankısı geri dönmez,
Zaman mı sustu, yoksa ben mi geç kaldım?
Rüzgâr dokunur alnıma —
bir bilgenin parmağı gibi,
“Sen kimsin?” der sessizce.
Gecenin koynunda bir yalnızlık var,
Adını unuttuğum eski bir yar.
Kalbim kırık bir ayna gibi şimdi,
Her parçası başka bir hatıra.
Rüzgâr geçerken camdan içeri,
Bir damla düşer geceye,
Ay yankılanır yürekte,
Suskunluğun kıyısında
Adını fısıldar rüzgâr.
Gözlerin bir uzak deniz,
Bir gün sorar kendini insan,
"Ne kalır benden geriye zamanla?"
Rüzgâr bile susar o anda,
Bir çiçeğin soluşunda saklı yanıtlar.
Toprak bekler, sabırla, sessiz,
Gecenin kalbinde bir yıldız ağlar,
Rüzgar, usulca adını fısıldar.
Zaman durur, sanki sen geçerken,
Gölgen bile düşerken nazlı, utanır.
Bir gül gibi solgun bakışların,
Söylenmeyen bir adın etrafında döner zaman,
kimsenin sahip olmadığı bir sevgi
kendini arar kalpte.
Dokunulmadan sürer yakınlık,
sözler olmadan anlaşılır anlam.
Bir adım ötede gibisin hep,
Ama dokunamam, uzak bir düşsün.
Kalbimde yankılanan ince bir ses,
Sen gideli susmayan bir gülüşsün.
Geceler sensizken daha derin,
Bir bakışın düştü gönül gölüme,
Dalgalandı içim, rüzgârla birden.
Bir gül açtı sensiz gecelerime,
Adını fısıldar yıldızlar her dem.
Gözlerinde saklı bin bir sır gibi,
Geceler boyu seni düşünürüm,
Adını kalbime nakışta örüm.
Bir gülüşünle bin ömre bürünürüm,
Sensiz bir dünya düşleyemem ben.
Rüzgâr esince adını fısıldar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!