Ey gökyüzü ey yıldızlar
Özgürlüğüm benim sonsuzluğumdur
Ve siz sonsuzluğun resmisiniz
Ey zifiri gecede atan kalbim
Pranga tutmaz zindan bilmezim
Hasretin nöbetinde yüreğim
Düşlenen sensin şimdi
Şimdi lanet ediyorum
Senden olmayan her şeye
Lanet edende
Benden değildir aslında
Ben seni ne zaman sevdim
Biliyor musun yar
Ben seni imkansız olduğun an
Ben seni beni yaktığın an sevdim
Ne zaman ki aşk sarhoşluğunda
Kendimi unutup seni buldum
Nasıl düşlemem ki seni
her hücrem sana muhtaçken
nasıl gelmem ki sana
kalbim sen diye atarken
Gözlerini düşleyince ay kıskanır seni
Bir uçurum derinliğinde sevdam
bir kuyu gibi karanlık kördüğümüm
duvara çarpan isyan gibiyim adeta
bir uçurum kördüğüm duvar ve isyan
anla halimi be sevdam
Sen ey çocuk korkma benden
bir yandan korkuyorsun
bir yandan bana özeniyorsun
ne kork benden adice
ne de bana özen asilce
yitirme sakın gözlerindeki pırıltıyı
Ölümün el yazısı
Tepe taklak insan
Hayatın yüzü
Araftan uzak
Kapanmayan dershane
Labirent zihin
Değişmek istiyordum
Öyle bir değiştim ki anlatamam
Gel tanı tanıyabiliyorsan
Beklemediğim bir değişim oldu
Kötüye gittim anlayacağın
Dışarda deli bir rüzgar var
elimde yine sigara
bu akşam istanbul ağlıyor
diyarbakır yine bir sevda
bir mucize olsun isterim
tüm hesaplarımın dışında
Şimdi bir şiir yazasım var
deli bir sevda yüküyle
ama prangalardan kurtulamıyorum
gökyüzüm yine duvarlar ardında
ve yine ben tutsağım
yine bir deli hasretle yanıyorum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!