Bir sabah uyandım,
kendim olmaktan yorgundum.
Aynadaki suret — bir suç ortaklığıydı,
benle dünya arasında imzalanmış eski bir anlaşma.
Sonra erimeyi düşündüm.
Varlık, bir sabahın sessizliğinde soldu,
Ben, kendime doğru çözülen bir izdim.
Taşın soğukluğunda, havanın içinde
Kendimi değil, var olma hâlini duydum.
Eridim — ama yok olmadım,
Bir denklemle ölçülmez tüm hayat,
Ama akıl sorar: “Bu düzen neden var?”
Einstein der ki: Merak en saf güçtür,
Sorularla başlar bilgiye yolculuk.
Zaman akmaz tek bir çizgide hep,
Bir rüyanın içinde uyandım ben,
Ne geceydi tam, ne de gündüzdü zaman.
Sessizlik konuştu eski bir dilden,
"Sen kimsin?" dedi, yankılandı mekan.
Göğe sordum, yıldız sustu,
Ey kalbimin saklı vadisi,
Ey gözlerinde güneş taşıyan sevgili,
Adını söylerken bile ürperiyor rüzgâr,
Dağlar eğiliyor, ırmaklar susuyor,
Evinamın...
Senin adınla başlıyor günümün hatırası.
Evindar demek,
Kalpte yanan gizli bir ateş,
Sevdaya açılan kapı,
Ömrün en derin yerinde saklı bir sırdır.
Evindar sevgili demek,
Gel de sev bu esareti
Bir evin içinde dört duvar
Yaşam kuyusundan uzak
Taht taç fayda vermez yorar
Kurak arazide can susuz
Aşk çalıyor eski bir radyoda
Baktığım her yerde sen varsın şimdi
Islak bir camdan süzülüyor hasretim
Delice bir şey bu belki çılgınca
Bilmem bu dibini bulduğum kaçıncı kadeh
Ama belli o da intihara meyilli
Sessizce sızıyor ay ışığı cama,
Yalnızlığımda yankı buluyor adın.
Bir zamanlar güldüğün o eski rüya,
Şimdi gözlerimde yorgun bir kadın.
Kalbim, dalgın bir kuş gibi sende,
Eşkıya yüreğimi bıraktım dağlarda
Arındım tüm gölgelerden
Aynamla yüzleşmeye geldim
Dipsiz bir kuyu kalbini açtı bana
Suyu gördüm ama suyu içemedim
Toprak çok önceleri çatlamıştı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!