O ne şerefli diriliştir öyle
Yeryüzünü aşka bırakın
Aşk olsun yeter gönüle
Gökyüzü bayrak açsın
adı divana yazılıyor yiğidin
Ah ömrüm sevdam asi gönlüm
Diyarbakır diyorum Diyarbakır
Çocukluğum yine dağları dolanıyor
Ben bu baharı çok bekledim
Şimdi öfke yok mutluluğa akıyorum
Ah Diyarbakır ömrüm gönlüm
Nasıl düşlemem ki seni
her hücrem sana muhtaçken
nasıl gelmem ki sana
kalbim sen diye atarken
Gözlerini düşleyince ay kıskanır seni
Ah Be Hayat
Sen Mi Bana Düştün
Ben Mi Sana Bilinmez
Ama Tutsağız İşte Birbirimize
Sen Bana Zindan
Ben Sana Zincir Pranga
İki yılan sarılır birbirine,
karşıtlıkların sonsuz dansı;
biri göğe tırmanır,
biri toprağa iner,
ama ikisi de aynı sırla parlar.
Güzelliğin bir ilahı olabilir
Olmasa da yaratırlar
İnsanoğlu süsleme işinde usta
Hakikat bile olsa yine değişmez
Sağdan soldan batılı takıp takıştıracak
Deniz bildiğin gönül köprüsü
Kayıklar aşkla basamak
Aşktır yiğidin özü cıvanım
Özü sözü gel seninle aşk kılak
Her liman bir hane
Göğe uzanır üç tahta direk,
Rüzgâr susar, dağlar bile eğilir.
Bir can, iki elden akarak gider,
Ve dünya, o an içinden devrilir.
Çivi sesidir yankılayan zaman,
Bir sabah,
kendimden başka biri olarak uyandım —
ama kimdi o, adımı taşıyan sessizlik?
Aynaya baktım; yüzüm, bir başka zamana aitti.
İçimde bir şey kabardı,
Aşk bir tırtıl gibi başlar,
yere yakın, sabırlı ve aç.
Henüz güzellikten habersizdir,
sadece ilerler—
nedenini bilmeden.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!